Yine Valery, "Leonardo da Vinci Sistemine Giriş" başlıklı yazısında kinayeli bir dille şöyle der: "Metonim'i keşif, metafor'u kanıt, kuru laf kalabalığını bilgi seli ve kendi kendimizi peygamber gibi görmek şeklindeki kötü alışkanlıklar, doğuştan yakamıza yapışmış belâlardır."
Geleneksel hakikatler, ancak kendi deneyimlerinizle doğrulandığında hakikat olarak kalırlar...Sanırım ömür boyu çalışmaya mahkûm edildiğim sinemacılık mesleğine ucundan kıyısından sokulmaya başladığım öğrencilik yıllarım şimdi bana oldukça tuhaf görünüyor.
Tıpkı bir zamanlar birinin dediği gibi: İyi yazabilmek için önce dilbilgisi kurallarını unutmak gerekir. Unutmak için de önce bilmek gerektiği de doğrudur tabii…
Seyirci sinema bileti alarak sanki kendi deneyimlerindeki boşlukları doldurmaya çalışır, adeta 'yitirilmiş bir zaman'ın ardına düşer; iletişimsizlik, tekdüzelik ve tedirginliklerle dolu bugünkü hayatının onda yarattığı manevi boşluğu doldurmak arzusuyla yanar tutuşur.