Yazarın diğer romanlarını da okudum. Bu romanda daha ustaca bir anlatı, bütünsellik beklemiştim ama hayal kırıklığı yaşadım.
211. sayfada Caner'le Efsun hiç tanışmamış gözüküyor. Ama 108-111 sayfaları arasında ikisi de birbiriyle tanışıyor aslında.
Sayfa 147 de Fevzi'nin anlattığı Bakır Bey'in öldürülmesi olayı, sayfa 68 de Kenan'ın anlattığıyla benzeşmiyor. Halbuki cinayet ikisi tarafından gerçekleştirildi.
Duygusal bir roman olsa da, bir insan dünya görüşünü kimlik haline getirmişse onun bu görüşünü serpiştirdiği alıntılar arasında okuyabilmek çok aranan ve istenen şeydir.
Mesela,[( Ne demiş Marx:) Sefaleti azaltmadan zenginliği arttıran sistemin özünde çürümüş bir şeyler olmalı.]
HAKLIYA HAKKINI TESLİM ETMELİ!
Değil mi?
Yakın geçmişimize, bizim insanımızın yaşadığı ve yaşattığı acı dolu yakın geçmişimize ışık tutan bir roman. Bize anlatılmadıysa, biz okuyarak öğrenip anlatabileceğimiz ne acılar yaşatıldı halklara. Geçmşin tahlilini özeleştiri yapmadan, senin yerine kendimi koymadan, sistemi anlamadan, siyasi yapıların yapabilirliklerinin gerçekliğini görmeden, kulaktan dolma bilgilerle ve ajitatif medya kanallarıyla öğrendiklerimizle, karar verme mekanizmamızı devreye sokarsak hep acı dolu hayatlar tarihimize ilave edilerek artacaktır.
Ve nihayet Suzan şu sözlerle 6/7 Eylül olaylarını karar merciilerinin gözünün içine soka soka anlatır." Söyledim ve ruhumu kurtardım."
Şiddetle tavsiye ederim.
Herkese onurlu ve vicdanlı bir yaşam dilerim.
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20243,706 okunma
12. yy da yaşanmış müthiş bir aşk. ............................................................................................................................
Nikaragua yıllarca Amerikan emperyalizmine karşı halklarıyla beraber direnmiş ve mücadele etmiş olan Orta Amerika ülkesi.
Bir kadın yazar ve romanda bir kadın kahraman. Evet Lavinia, küçük burjuva hayatında ve mimarlık mesleğinde ülkesinin köhne sokaklarında gezinirken aklına takılan şu sorunun cevabını arıyor "insanlar bu yaşa(ma)yışı haketmek için ne yaptı"? (Aynı soruyu tıp öğrencisi Che Guavera da sormuştu kendine). Böylelikle bir kadının devrimci süreçte ülkesine ve özelikle ülkesinin kadınlarına göndermek istediği bir mesaj vardı "ya özgürlük ya ölüm", özgür olmayan bir ülkede bireylerin özgürlüğünden bahsedilemezdi.Yarınlara açılacak güneşli günlerin kapısı bugünden aralanmalıydı ve Lavinia böylece ortak oldu Harekete.
Portakal ağacı mı? O bir dert ortağı, tarih bilinci, gözlemci ve olayların şahidi.
Okunası bir kitap.
Kirpiklerimde yağmur yüklü bir bulut, gözümü kırpsam sağanağa dönüşecek senin yokluğunda. Hasretini mısralara dökmek isterken cümlelerime kelime bulamadım. Sensizlik aç ve susuz, sensizlik soluksuz, yaşayabilmek mücadelesidir Ömür Hanım dercesine okudum mısra mısra. Hecelerini tekrarladım soluksuz satırlarında. Kaybettiğini özlemekmiş geri gelmeyecek kişinin ardından yakılan ağıt gibi dizeler. Sevmeli mi? İşte böyle sevmeli dedirten kısa anektodların makamsal kelimeleri.
Yaşıyoruz SessizceŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201616bin okunma