Çantamdan kitabı çıkardım ve sonra ona şu bölümü okudum: ”Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar, bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar, öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında.”
“Ne garip bir metin” dedi. “Kim yazmış bunu?”
“Cervantes” dedim. “Yazdığı her şey doğru, fazlası yok, hatta eksiği var”
Bütün yasamim boyunca baska zamanlara ve baska yerlere ilişkin bir farkındalığım olagelmiştir. İçimdeki öteki kişilerin hep farkındayım. Sözüme güven, sen okuyucum olacak kişi, sen de öylesin. Çocukluğuna geri dönersen; sözünü ettiğim bu farkındalığı çocukluğunun bir deneyimi olarak anımsayacaksın.
Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle;
Yasanır mı hiç günah işlemeden, söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen, Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.