Herkes beni terketmişti, cansız varlıklara sığınıyordum. Doğa ile aramda bir bağ kurulmuştu, ruhuma inmiş çökmüş derin karanlıkla benim aramda bir bağ. Böyle bir sessizlik bizim anlayamadığımız bir lisan gibidir. Duyduğum şiddetli keyiften başım dönüyordu, bir bulantı hissediyordum, ve bacaklarımda bir gevşeme. Üzerime sonsuz bir yorgunluk çöktü.
Evinin penceresinden bakabilir, bu sırada sağ taraftan gelen bir rahibeyi ve sol taraftan gelen bir
fahişeyi görebilirsin.
Temiz kalpliliğin ve masumluğunla, “Biri ne soylu ve diğeri ne adi,” diyebilirsin.
Ama gözlerini kapatıp bir süre dinlersen, ruhtan gelen sesi duyarsın, “Biri beni duasında arar,
diğeri acısında ve her birinin ruhunda benim ruhum için bir gölgelik bulunur.”