Bu sabah her şeye âşığız ve güneşli bir sabah caddesinden geçip restorana giderken hep iyi şeylerden konuşuyoruz. Yumurta, sıcak kekler ve kahve sanki cennetten geliyor.
Einstein diyor ki:
İnsan kendisi için, dünyanın basitleştirilmiş ve anlaşılır bir resmini, kendine en uygun tarzda yapmaya çalışır. Sonra, bir ölçüde, deneyimler dünyasının yerine bu kendi kozmosunu koymaya, böylece onu yenmeye çalışır... Bu yolla, kişisel deneyimin dar
girdabında bulamadığı sükût ve huzuru bulmak için, bu kozmosu inşa etmeyi ruhsal yaşamının ekseni haline getirir... En büyük amaç... kozmosun saf tümdengelimle kurulabileceği evrensel temel yasalara ulaşmaktır. Bu yasalara giden mantıksal yollar yoktur; onlara yalnızca sezgiyle, deneyimin sempatik kavranışı ile varılabilir...
İyi huylu bir insan, kendisini hapseden gürültülü çevreden, gözlerin hâlâ temiz kalmış hava içinde özgürce gezindiği ve sonsuza dek kalmak üzere oluşmuş biçimleri sevecenlikle izlediği yüksek dağların sessizliğine kaçmayı özler.