Karl Marx
Marx için tüm insanlık tarihi, bir sınıf mücadelesi olarak açıklanabilirdi: Zengin kapitalist sınıf (burjuvazi) ile çalışan sınıf ya da proletarya arasındaki mücadele. Burjuvazi ile proletarya arasındaki bu ilişki, insanoğlunun potansiyeline ulaşmasını
engelliyor, çalışmayı tatmin edici bir etkinlik yerine acı dolu bir şeye çeviriyordu.
Bugün bile yaratılışçılar Kutsal Kitaptaki hikayenin doğru olduğuna ve hayatın kökenini anlattığına inanırlar. Ama bilim insanları arasında Darwin'in teorisinin temel evrim sürecini
açıkladığına yönelik çok yoğun bir güven vardır. Bunun bir nedeni, Darwin'den sonra da teoriyi ve teorinin yeni biçimlerini destekleyen yığınla gözlemin olmasıdır. Örneğin genetik,
kalıtımın nasıl işlediğine dair detaylı bir açıklama yapmıştır. Genler, kromozomlar ve belirli özelliklerin geçişindeki kimyasal süreçler hakkında bilgi sahibiyiz. Fosil kanıtlar da bugün
Darwin'in zamanında olduğundan çok daha ikna edicidir. Bütün bu sebeplerden dolayı doğal seçilim ile evrim teorisi sadece bir "hipotez" olmaktan çok daha fazlasıdır: Onu destekleyen
azımsanmayacak ağırlıkta kanıt olan bir hipotezdir.
Evrim anlamsız bir süreçtir. Arkasında bilinç ya da Tanrı yoktur ya da en azından, arkasında bunun gibi bir şeyin olmasına ihtiyacı
yoktur. Kişisel değildir; otomatik olarak çalışmaya devam eden bir makinedir. Nereye gideceğini bilmeyen, ortaya çıkardığı hayvanlar ve bitkiler hakkında düşünmeyen kör bir süreçtir.
Onları umursamaz da. Ürünlerini -bitkiler ve hayvanlar- gördüğümüz zaman, biri tarafından zekice tasarlanmış olmadıklarını düşünmek zordur. Darwin'in teorisi daha basit ve ayrıntılı bir açıklama sağlar. Ayrıca yaşadıkları çevreye adapte olan farklı türlerle birlikte neden bu kadar fazla canlı türü olduğunu açıklar.