Türk romanları içinde en mükemmel , en ustaca kullanıldığı romanlardan biri.Sabahattin Ali’de inanılmaz bir gözlem gücü,inanılmaz bir Belek var.Eserde çizdiği dünyanın böylesine renkli, sıcak ve inandırıcı olması,bence büyük ölçüde yaşantısından gelen gözlemlere,ayrıntılar Kuyucaklı Yusuf bağlı
Bu his ilk anlarda bana da garip geliyordu.bu yaşıma kadar mevcudiyetinden bile haberim olmayan bir insanının vücudu birdenbire benim için nasıl bir ihtiyaç olabilirdi? Fakat bu hep böyle değil midir? Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz?…
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermemiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.
İvan İlyiç, kendi kendine "Ne istiyorsun? Ne istiyorsun" diye tekrarladı.Sonra cevap verdi:
"Ne mi? Acı çekmemek. Yaşamak."
Kendini o kadar kaptırmış, öyle gerilmişti ki, ağrıları bile dikkatini çekmiyordu.İçindeki ses gene sordu:
"Yaşamak mı? Nasıl yaşamak?
"Evet yaşamak. Evvelce yaşadığım gib: iyi, tatlı.."
Ses,"Önceki iyi tatlı dediğin yaşamın nasıldı?"diye sordu.
İvan İlyiç hayalinde tatlı hayatının en iyi anılarını sıralamaya başladı. Ama işin tuhafı, tatlı hayatının en iyi anları şimdi o zamankinden bambaşka görünüyordu. Çocukluğuna ait ilk anılarından başka, hepsi...