Bildiğim şu ki, etten kemikten ve bıkkınlıktan ibaret kaskatı bir gerçektim. Üstelik, gerçekliğimi bir başına doğrulayacak ölçüde anlaşılmaz bir sıkıntıya kapılmıştım ve kendimle kendim arasında uzanan o kat edilmez boşlukta yapayalnızdım.
Dışarıdaki Ege baharından iğde kokuları sızdı kompartımana. Kız sessizdi gene de.
Şişmana göre, böylesine derin bir sessizliği ancak büyük gürültülere hazırlanan ruhlar taşıyabilirdi.
Baharların sonunu getirmeye ant içmiş bir kâbus; tıpkı şeytanı andırıyor sıfatı.
Elleri yakamı kavramış, boynumu korkuyla eğdirmiş, itaat ettirmiş.
Bakire bir kızın çığlığı gibi, gözlerim bu gece korkmuş, ağlamış, o şeytana lanet etmiş.