DEHA

DEHA
@DEhalog
Şarap bilgenin dostu, cahilin düşmanıdır. Bilgeyi tanrıya, cahili şeytana yönlendirir.
@DEhalog·
·
sabitlendi
İki Dize Dilime çalınıyor iki dize Aklım kayıyor dertlere gizlice Dudaklarımı okşayan sigara Kâr etmez içimdeki efkâra Yârim girdâba çekti beni hince Susup boyun eğdim ben de sakince Sessizce ağladım feryât figân ah Gömülmüşüm derdine fersâh fersâh Figân boş ağlanır mi sanki derde Yaşatmalısın derdi en derinde Olsam da gün içinde biraz matrak Tüm gün murâdımdır biraz ağlamak İki arada kaldım bir derdimle Çâre bulunmuyordu özlemine Özlemini neşrettim sayfamda Hicrân bitmiyor ben hep ağlasam da
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Benden Öte, Benden Ziyade Yangında yanmak tatlı geliyor, çünkü henüz alevler zihnimdeki fikri söndüremedi. Tenimde öfkeyle yayılan sıcaklık, o ilk parşömen yaktığım günü andırıyor. Yanmaya devam ediyorum ama gözlerim bir yağmur ormanına ait. Islak toprağa çıplak ayakla basıp yosunları inceliyorlar. Hâlâ yanıyor muydum? Emin değilim sanırım alevler bakireliğime üzülüp, canımı yakmamaya karar vermişler. Ya da ben yine bana saran öfkenin ızdırabını görmeyen benim. Ve yine alevlere bakıyor gözlerim. Ne görüyordum ki sanki, tıpkı ölmekteyken seğiren gözlerim gibiyim an vakit. Şehadetimle ayrılamayacağımı da fark ediyorum çünkü alevler, alevler, alevler.. Çirkin suratımı yok etmişler, geriye daha çirkinleri kalmış. Kara, tıpkı bir it gibi. Döküntüleri kararmış zemine, ölmezmişim gibi dökülüyor. Ak tenime kan değil is damlıyor, çoraklar oluşmuş ciğerlerim kurumuş, suratım haya ederce kalmış, yanmış, yok olmaya akşam etmiş. Hep de-mış, hepçe de-miş yok mu bunun olanı biteni ya da öleni
1000k
Hayat acıydı. Zehir, zıkkım gibi.
Hayat acıydı. Zehir, zıkkım gibi. Geceleri ateşler içinde kıvranıyor gündüzleriyse çile çekiyordum. “Tanrım adaletine ne oldu? O da mı yarı yarıya yoksa?” diyordum ve odamda yanan sobadan çıkan dumanın kargaları aramaya çıktığını pencereden izliyordum. Duman, kargaların çöplüğe konmaksızın “kar, kar” ötsünler diye çam ağacının kalbine nüfuz ediyordu.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Kimsede sobayı yakacak güç kalmadı. Duvarın kiremitleri tek tek düşüyor. Ev soğuk almış sanki. Kimse ortalığı süpürmüyor, misafir filan gelmiyor. Evin damında ölüm laleleri açmış. Boş kalmış odalar daha büyük görünüyor artık. Ayak seslerinin yankısı adamın beynine çekiç gibi iniyor. Nefes alış verişler zıngırdıyor. Hem artık öksürecek cesaretin bile kalmadı. Sanki beyninde dolanıyor insanın ve onu çember içine alıyor, değil mi? Tüm o hercümerçten geriye sadece çam ağacı üzerinde duran kargalar kaldı. Şimdi daha yaşlı ve daha bir semirmişler. Tek yaptıkları dallar üzerinde sürekli yer değiştirerek o kulağı tırmalayan sesleriyle, ‘Kar! Kar’ diye bağırmak sadece
Sayfa 8·Kitabı okudu
İstenmeyen yüz
Evin içindeki eşyaların birbirleriyle fısıldaşarak beni sessizce boğmaya çalıştığını, bilmiyormuş gibi biliyorum. Evet, sessizce; çünkü sessizliğin sesten daha güçlü ve daha acımasız olduğunu biliyor bu kahrolası eşyalar! Nakışlarını sihirbaz ustalığıyla açıp yuman kilimler, her an gümleyecekmiş gibi gözüken piknik tüpü, kırların uğultusunu içinde tutan ot süpürge ve havayla işbirliğine girip öldürücü bileşimlere varmaya çalışan bakır kaplar, ne kadar gizleseler de, kendi içlerinde düzenli bir elektron trafiği, evin içinde de görme duyumun sınırlarını aşan bir hızla sürekli hareket ediyorlar. Her şeyin hareketi ve hareketsizliği, yalnızca beni boğmak için. Çünkü, bu evdeki yaşamın istenmeyen yanıyım ben.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı