Aşk, yaratıcılığın içimizdeki ve aramızdaki sonu gelmeyen ortaya çıkışıdır. Bu tanım aşkın büyümesi için iki insanın birlikte gelişmeleri gerektiğini gösterir.
Kendi duygularını kabul edip öğrenen, o an kızgın mı, sinirli mi yoksa üzgün mü hissettiğinin muhasebesini yapan kimse meta-duygu (duygu üstü) sanatını öğrenebilir. İçinden gelen bu sese kulak veren kişi, hayatını daha iyi yönetebilir.
Duygusal zeka ne şekilde iyi ne şekilde kötü hissettiğimizi ve kötüyü iyiye nasıl dönüştüreceğimizi bilmek demektir. Yaradılış özellikleri, çocukluk deneyimleri ve daha sonraki öğrenilenlerin bir bileşiminin bir sonucudur.