Yine de, gelecek günlerde başına gelecek olanların yanında, bu yaşadıklarının şu anda ona göründüğü kadar kötü olmayabileceği gibi bir korku da vardı içinde. Gelecek çok belirsizdi ve bu belirsizliğin içinde, olsa olsa cehalete bağlı birtakım ümitler olabilirdi.
İngilizlerin, bu korkunç İhtilal'den gökyüzünün altında bugüne kadar tohumu ekilmeden biçilmiş tek hasatmış gibi bahsetmeleri de onların kanına işlemiş tutuculuğa son derece yakışan bir tavırdı. Sanki o ülkede böyle bir gelişmeye yol açan hiçbir şey olmamış ya da hiçbir şey ihmal edilmemişti... Sanki Fransa'daki milyonlarca sefil kişiyi izleyen kişiler, bu ihtilalin kaçınılmaz olarak gelmekte olduğunu yıllar öncesinden görmemişler, yoksul halkı zengin edebilecek kaynakların yanlış kullanıldığını ve yozlaştırıldığını farketmemişler ve bütün bu gözlemlerini en basit kelimelerle ifade edip kayıtlara geçirmemişlerdi..
En küçük şeyin bile zihnin hassas düzenini bozabileceğini bilmenin çekingenliğiyle, ancak yaşadığı acılara kendi gücü ve sabrı sayesinde karşı koyabilmiş olmanın verdiği güvenle konuşuyordu.