Çocuklar onun ardından süzüldüler, dosdoğru şeker kutusunun karşısına dikilip camdan içeri baktılar. Bakışlarında imrenme, umut, hatta istek bile yoktu. Bu tür şeylerin de var olabileceğine duyulan şaşkınlık vardı yalnızca.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İş hayatının törenleştirilmiş bir soygun türü olmayıp iyi ve soylu bir uğraş olduğunu, işadamlarının tüm ahmaklık sicillerine rağmen yine de zeki insanlar olduğunu, kendilerinin iş hayatı ilke ve kurallarına rağmen yine de iyi insan olduklarını, hayatlarının tekdüze ve bezdirici değil, zengin ve dopdolu olduğunu kendilerine kabul ettirmeye uğraşıp duruyorlar o yerlerde.
Mülk sahipleri sağken grevler durmuşsa... ondan korkun işte. Çünkü ezilip bastırılan her grev, bir adım atıldığının işaretidir. Şundan emin olabilirsiniz...korkulucak zaman, İnsan'ın bir ülkü uğruna acı çekmeyi ve ölmeyi reddettiği zamandır.
Kasların çalışmak, zihinlerin yaratmak için sancı duyması zaten insanoğlunun kesin işlevlerinin en sonuncusu. İnsan demek bu demek. Bir duvar yapmak, bir ev, bir baraj kurmak, ona İnsan' dan bir şey katmak, o duvardan, o evden, barajdan da İnsan'a bir şey almak. Ağırlık kaldıra kaldıra sert kaslar edinmek, düşüne düşüne net çizgi ve şekiller bulmak. Çünkü insanın bu evrendeki organik olsun, inorganik olsun, başka hiçbir şeye benzememesinin sebebi nedeni, yaptığı işin ötesinde gelişmesidir.
Mecbur oldukları için görüyorlar. Ondan göçer insanlar hep. Ellerinde bulunan dan daha iyisini isterler de ondan. O şeye sahip olmanın tek yolu budur. İstemek, ihtiyaç duymak, sonra da gidip elde etmek.