Toprağı unuturlar. Kokusunu, verdiği duyguyu hep unuttular. Yalnızca oranın sahibi olduklarını hatırlıyorlardı. Onunla para kazanıp kaybettiklerini biliyorlardı.
Kuşların cıvıldaşmasını dinlemek için karanlıkta yataklarından kalkmaz oldular. Evin çevresinde uğuldayan rüzgarı dinleyip şafağı beklemeye de kalkmaz oldular. Ürünler dolarla ölçülmeye başladı, toprak da, anapara ve faizle.
"Kendini zengin hissedebilmek için çeyrek milyon dönüme ihtiyaç duyuyorsa, demek için için kendini pek yoksul hissediyor,"dedi. "Bir kere de gönlü yoksul oldu mu, çeyrek milyon dönüm bile kendini zengin hissettirmez ona. Belki de ne yapsa kendini zengin hissedemiyor diye mutsuzdur."
Artık grup kaynaşmış tek varlık olmuş. Karanlıkta insanların gözleri kendi içlerine dönmüş, akılları başka zamanları dolaşıyor, üzüntülerini dinlenmeye çekilmiş, uyuyor.