Yani, o aynadaki yabancının yalnız birisi olduğuna inanıyordum, hepimizin gözünde farklı birisi, ben olduğumu zannettiğim yalnız birisi. Böylelikle hazin halim, karmakarışık bir hal oluyordu.
Dışarıdan bana bakanlar için fikirlerim, duygularım burnumdan ibaret. Benim burnum. Bir çift gözüm var, benim gözlerim. Benim görmediğim ve başkalarının gördüğü gözler. Burnumla fikirlerim arasında nasıl bir ilişki olabilir ki? Bence hiç yok. Ne burnumla düşünüyorum ne de burnumu düşünmekteyim. Peki ya başkaları? Başkaları benim içimi göremezler, fikirlerimi göremezler ama dışarıdan burnuma gözlerini dikerler. Başkaları için burnumla fikirlerimin çok ilişkisi var. Etle tırnak gibiler onların gözünde. Düşüncelerim çok ciddiyken, sırf burnumun soytarı burnuna benzediğini düşündükleri için bana bakıp gülerler.
Dikkatimi çeken yabancı birisi gibi. Onunla yalnız kalmaya ihtiyacım var ki onu yeni baştan tanıyayım, o bedenime hapsolmuş kişiyle birazcık konuşayım. Beni alt üst etsin ve o kişinin geçmişine dair tikstinti ve kaygı duyayım.
Başkalarının gözünde, olduğumu sandığım kişi değil idiysem, ya ben kimdim?