Ama iş adım atmaya gelince bir tek adım bile atamıyordum. Neye niyetlensem uzun uzun düşünüyor, çok uzaklara gözümü kestiriyor ama daha ilk adımda ayağıma takılan çakıl taşının etrafında dolanıp duruyor, başkaları, beni alıkoyan çakıl taşını ellerini kollarını sallayarak geçip giderken ben, bana aşılmaz bir dağ gibi görünen çakıl taşıyla baş başa kalıyordum . Sanki bütün ömrüm orada geçecekmiş gibi.
Bu yüzden tümcelere özen gösteririm ben (senin eleştirdiğin gibi de, kendime, öteki insanlara, görünüşlere, 'dış' şeylere göstermem o özeni -yalnızca 'içteki' şeylere; anlama ve anlamı aktaran şeye, tümceye gösteririm: anlam herşeydir); burada da öyle yapacağım. Yer yer, düpedüz anlatımdan 'edebi' ya da 'felsefi' deyimlere kayarsam, kusura bakma...