Bu benim gerçek benliğimdi ve beni insan yapan tek şey buydu. Aynı şekilde başaklarını da gözlemledim. Ve nihayetinde onların da tıpkı benim gibi olduklarını gördüm. Bana gelip serzenişte bulundukları konular pekala onlarla da paylaşılacak türden, tamamen insani şikayetlerdi. Karnı acıkınca yemek yerdi; karnı doyunca uykusu gelirdi; beş parasız kalınca kendini bozardı; parayı bulunca yoldan çıkardı, aşık olunca evlenirdi, aşk bitince boşanırdı gibisinden basit şeylerdi. Hepsi ezbere bilinen meselelerdi. Zaten insanı insan yapan da bundandır.
Uysallığın sınırlarına bir kez ulaşınca, akması gereken gözyaşları bile yerinde kalıp akmaz oluyor. İnsanlar gözümden yaş akacak raddeye geldim diye hayıflanır ama gözünüzde yaş varsa endişeye mahal yoktur. Gözünüzde akacak yaşlar olduğu sürece şüphesiz hala gülebilirsiniz.
Ben daha önce geldiğim için az da olsa ayrıcalık gösterse iyi olur diye düşünüyorum. Bu, insan kibrinin nasıl ucu bucağı olmadan uzayıp gideceğine iyi bir örnektir. Acaba madenci olsam mı olmasam mı diye kafa yoracak kadar çaresiz olmama rağmen hala kibirliydim. ''Hırsızın gururu varsa, dilencinin nezaketi var.'' dedikleri bu olsa gerekti.
Aynı zamanda, paramparça olmuş ruhumun düzensiz hareketlerine yakından tanık olduğum için, kendime başkasının gözüyle, bakıp mevcut durumdan, insanların son derece güvenilmez olduğu sonucunu çıkarıyorum. Kendi ruhunun bilincinde olan herkes için verilmiş sözler ve edilmiş yeminler tamamen gerçeklik dışıdır.