Kitabın ilk kısmı güzel. Hem geçmişi kavramak hem de bir romandan keyif almak için birebir. Ta ki Ömer Hayyam'ın ölümüne kadar. Ondan sonra kitap 19. yüzyılda devam ediyor. İşte orası rezalet olmuş. Babacım ben mecbur muyum deli Cemalettin'in mesiyanik öyküsünü okumaya? Ya da iç savaşın ortasında İran prensesiyle sevişen Amerikan gencinin hayatına dalmaya? Bunlar işin biraz laklak kısmı. Yazarın İran'ın dünü ve bugününü bir noktada birleştirip anlatma hevesini de anlıyorum. Hatta az önce üstte dediklerim bir kenara, modernleşmeye çalışan bir devletin öyküsü de kimi zaman tarih kitaplarında anlatılandan daha iyi bile anlatılmış. Ancak ben diyorum ki, keşke yeni İran'ın mahzun yolculuğu ayrı bir romanda anlatılsaydı, biz de bayıla bayıla okusaydık. Keşke bu kitap yalnız Ömer Hayyam'ın koca İslam coğrafyasında oradan oraya savruluşunu konu edinseydi.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
-İnsan Türk olur da, nasıl Kemal Paşa'dan yana olmaz?
-Biz Türk değiliz ki, beyim.
-Ya nesiniz?
-Biz İslâmız, elhamdülillah... O senin dediklerin Haymana'da yaşarlar
Osmanlı'nın son dönemi ile cumhuriyetin ilk dönemi arasındaki Anadolu'nun rezilliğini, geriliğini, atıllığını, çoraklığını apaçık anlatan, Suyu Arayan Adam ve Zeytindağı'yla birlikte