Birinci Cihan Harbi ve henüz şu anki kasvetini almamış Orta Doğu... İngilizler bir tarafta, bedevi Araplar bir tarafta, Almanlar bir tarafta, Yahudiler bir tarafta, bitmek bilmeyen, içine aldığı her şeyi yok eden koca çöller bir tarafta, ve hepsinin ortasındaki yüce Türk varlığı tek başına bir tarafta. Kendisi yüce ama kendisinin farkında olmayan bir varlıktır bu, kendisinin çok geç fark edildiği bir varlık. Ziya Gökalp Türklük hakkında konuşmaya başladığı vakit yıl 1908'di. Cemal Paşa "Halep'i Konya kadar Türk yapacağım." dediğinde 1910'ların ortasıydı. Yaban'da Ahmet Celal, Anadolu köylüsüne "Türk değil misiniz?" diye sorup "Estağfurullah, biz İslam'ız beyim, Türkler Haymana'da yaşarlar," cevabını aldığında vakit 1920'lerin başıydı. Yani Halep'te, Kudüs'te, Beyrut'ta 400 yıllık hakimiyete rağmen Türklüğe dair hiçbir iz bırakılamamıştı ama daha acısı neydk biliyor musunuz? Cemal Paşa'nın Türk addettiği o zamanlar 800 yıldır hakim olduğumuz Konya da Türk değildi. Biz belki Halep'i, Şam'ı, Medine'yi, Mekke'yi kaybettik ama oralar zaten bize ait değildi, esasında yüce Türk varlığı son hat olarak Anadolu'ya çekildiğinde orası hayali bir sınırdı, çünkü bu varlık asırlık koca imparatorluk döneminde hadım edildi ve göz ardı edildi, bu varlığın bir toprağı yoktu, yalnızca çok üstün kafalarda yeri vardı. İşte Mustafa Kemal Paşa; bu varlığa, bize, bir isim, bir ülkü, bir vatan, bir devlet, bir cumhuriyet verdi. Bu kitabı ve Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk dönemini anlatan ne kadar eser varsa okumanızı ve yalnızca 100 yılda nasıl buralara ulaştığımızı anlamanızı tavsiye ediyorum.