Dadaloğlu

Dadaloğlu
@Dadaloglu52
4 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
7/10
·320 syf.··
2026 5. kitabı
Kitabın ilk kısmı güzel. Hem geçmişi kavramak hem de bir romandan keyif almak için birebir. Ta ki Ömer Hayyam'ın ölümüne kadar. Ondan sonra kitap 19. yüzyılda devam ediyor. İşte orası rezalet olmuş. Babacım ben mecbur muyum deli Cemalettin'in mesiyanik öyküsünü okumaya? Ya da iç savaşın ortasında İran prensesiyle sevişen Amerikan gencinin hayatına dalmaya? Bunlar işin biraz laklak kısmı. Yazarın İran'ın dünü ve bugününü bir noktada birleştirip anlatma hevesini de anlıyorum. Hatta az önce üstte dediklerim bir kenara, modernleşmeye çalışan bir devletin öyküsü de kimi zaman tarih kitaplarında anlatılandan daha iyi bile anlatılmış. Ancak ben diyorum ki, keşke yeni İran'ın mahzun yolculuğu ayrı bir romanda anlatılsaydı, biz de bayıla bayıla okusaydık. Keşke bu kitap yalnız Ömer Hayyam'ın koca İslam coğrafyasında oradan oraya savruluşunu konu edinseydi.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
Reklam
8/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Osmanlı'nın son dönemi ile cumhuriyetin ilk dönemi arasındaki Anadolu'nun rezilliğini, geriliğini, atıllığını, çoraklığını apaçık anlatan, Suyu Arayan Adam ve Zeytindağı'yla birlikte Anadolu'nun geçmişine ve bir milletin hafızasına ışık tutmayı amaçlamış yegane eser. Ancak sakın Anadolu anlatılırken suçun Anadolu'da arandığı sanılmasın. Bu kitap, Türk entelektüelinin kendiyle bir yüzleşmesi. Hem de hiç bilmediği ve orada bulunmaktansa ölmeyi yeğleyeceği bir yerde. Ana karakter Ahmet Celal, köyün her bir rezilliğini fark ettiğinde kendinden utanır. Bu insanları nasıl bu kadar saf, nasıl bu kadar ilkel bıraktığından utanır. İstanbul ile burası arasında değil bir yüzyıl, binlerce yıl fark vardır. Sanki İstanbul bir memleketin tüm varlığını eline geçiren yaban bir diyar gibidir. Memleketin bunca varlığıyla ne yapıldığı Anadolu'da bilinmez, ancak Anadolu'ya bir şey yapılmadığı kesindir. Aslına bakılırsa Anadolu'da pek bir şey bilinmez, ancak ne bilinir biliyor musunuz? Kamburluk, delilik, cücelik, sıtma, açlık, ciddiyet ve insanlığın en ilkel, yazara göre en iğrenç hali. Anadolu tüm bunları en iyi bilen, iliklerine kadar yaşayandır. Ahmet Celal, bunu fark eden ve değişmesi gerektiğini anlayan küçük bir entelektüeldir sadece. Ancak burada bir şeyleri anlayabilen tek kişi olmanın yalnızlığını o kadar çok çeker ki... Ahmet Celal Türk kimliğine gerçekten inanır, kurtuluşu da Anadolu'da, Türk'ün elindeki son memlekette görür. Ancak ne Anadolu Türk varlığını bilir, ne de bu adamı. Kendilerinin Türk olduklarını inkar ederler. Bazıları Yunan işgalinin faydalı olabileceğini bile söyler, Rumeli'deki soydaşlarından haberleri bile yoktur. Ahmet Celal, bu utanç ve yalnızlık içinde bir de sevdiği kızı tüm bu ilkelliğin ve iğrençliğin timsali bir oğlana kaptırınca ruhen ölür, Kemal
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
10/10
·192 syf.··
2026 3. kitabı
Birinci Cihan Harbi ve henüz şu anki kasvetini almamış Orta Doğu... İngilizler bir tarafta, bedevi Araplar bir tarafta, Almanlar bir tarafta, Yahudiler bir tarafta, bitmek bilmeyen, içine aldığı her şeyi yok eden koca çöller bir tarafta, ve hepsinin ortasındaki yüce Türk varlığı tek başına bir tarafta. Kendisi yüce ama kendisinin farkında olmayan bir varlıktır bu, kendisinin çok geç fark edildiği bir varlık. Ziya Gökalp Türklük hakkında konuşmaya başladığı vakit yıl 1908'di. Cemal Paşa "Halep'i Konya kadar Türk yapacağım." dediğinde 1910'ların ortasıydı. Yaban'da Ahmet Celal, Anadolu köylüsüne "Türk değil misiniz?" diye sorup "Estağfurullah, biz İslam'ız beyim, Türkler Haymana'da yaşarlar," cevabını aldığında vakit 1920'lerin başıydı. Yani Halep'te, Kudüs'te, Beyrut'ta 400 yıllık hakimiyete rağmen Türklüğe dair hiçbir iz bırakılamamıştı ama daha acısı neydk biliyor musunuz? Cemal Paşa'nın Türk addettiği o zamanlar 800 yıldır hakim olduğumuz Konya da Türk değildi. Biz belki Halep'i, Şam'ı, Medine'yi, Mekke'yi kaybettik ama oralar zaten bize ait değildi, esasında yüce Türk varlığı son hat olarak Anadolu'ya çekildiğinde orası hayali bir sınırdı, çünkü bu varlık asırlık koca imparatorluk döneminde hadım edildi ve göz ardı edildi, bu varlığın bir toprağı yoktu, yalnızca çok üstün kafalarda yeri vardı. İşte Mustafa Kemal Paşa; bu varlığa, bize, bir isim, bir ülkü, bir vatan, bir devlet, bir cumhuriyet verdi. Bu kitabı ve Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk dönemini anlatan ne kadar eser varsa okumanızı ve yalnızca 100 yılda nasıl buralara ulaştığımızı anlamanızı tavsiye ediyorum.
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,7bin okunma
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Aslında kitabın teorisi çok basit ve kolay yanlışlanabilir. Ama teorinin cazibesi ve bana Moğol tarihini sevdirmesiyle her zaman yeri özeldir. Kaynakça kısmı ise göz alıcıdır.
Batı’dan ÖnceAyşe Zarakol · Koç Üniversitesi Yayınları · 202431 okunma