Seda

9/10
·124 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 02:45
Ali İpekAli İpek ile tanışma kitabım oldu. Kitap bir psikiyatri muayene odasında, oldukça sıradan bir hikaye gibi başladı. Okurken herhalde düz bir çizgide ilerleyecek diye düşündüm. Ama yazarın ters köşesi tam olarak burada başlıyormuş. O sıradan odadan çıktıktan sonra hikaye öyle absürt, öyle ince bir kara mizaha evrildi ki... Saniye Hanım iyileşmek değil, ağrısını geri istiyor. Çünkü yalnızlığında ona "var olduğunu", "insan kaldığını" hatırlatan tek şey o ağrı. Ağrının gitmesi, onun için bir terk ediliş. ​Kitap bittiğinden beri kafamın içinde tek bir şey dönüyor: Hayata geç kalmışlık, ​Saniye’nin o gürültüsüz, kendi içindeki varoluş sancısı... Saniye’yi okurken şunu hissettim: Zaman kaybetmek sadece saatin ilerlemesi değil, insanın kendi ritmini kaybetmesiymiş. Başkalarının zamanına, toplumun saatine yetişelim derken kendi hayatımızı erteliyoruz. ​Yazarın anlatımı da çok özgün. Saniye’nin bu ağır trajedisini, o güçlü metaforları öyle bir ironiyle anlatmış ki okurken hem hüzünleniyorsunuz hem de istemsizce gülümsüyorsunuz. ​Bittikten sonra insanı durup düşündüren, saatine baktıran cinsten bir kitap. Kendi hayat ritmini kaçırdığını hisseden, zamana yenik düşen herkesin bir şans vermesini isterim. Çok iyi bir keşif oldu benim için.
Zaman Kaybından Ölen Kadının HikayesiAli İpek · İletişim Yayınları · 202653 okunma
Reklam
Geçmişin yükünü sırtında taşımaktan yorulanlar için...
8/10
·272 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 22:01
Daha önce Alex SchulmanAlex Schulman ’ın Malma İstasyonuMalma İstasyonu romanını okuyanlar bilir; yazar orada bize travmaların asıl sahibinin biz olmadığımızı, geçmişin acılarını farkında olmadan nasıl bugüne taşıdığımızı çok güçlü bir şekilde anlatmıştı. İşte son sayfasını az önce kapattığım 17 Haziran17 Haziran 'da tam olarak aynı yerden, o saklı çocukluk yaralarından yakalatıyor. ​Kitap, eski bir telefon hattı üzerinden karakterin kendi çocukluğuyla, annesi ve babasıyla kurduğu o gizemli köprüyü anlatırken, aslında hepimizin içindeki o dinmeyen öfkenin ve hesaplaşmaların peşine düşüyor. Okurken sürekli kendime sordum: İnsan neden canını yakan şeylerin suçlusunu hep yanlış adreste arar? ​İçindeki o gizem duygusu bir an bile azalmıyor ama asıl darbeyi finalindeki o muazzam psikolojik yüzleşmeyle vuruyor. Unuttuğumuzu sandığımız küçücük bir kelimenin, bir fısıltının yıllar sonra yetişkin hayatımızı nasıl altüst edebileceğini görmek beni gerçekten derinden etkiledi. ​Sürprizini kaçırmamak için detay vermiyorum ama kapağını kapattıktan sonra bile uzun süre etkisinden çıkamayacağınız, zihninizi kurcalayacak sarsıcı bir Schulman romanı olmuş. Mutlaka listenize ekleyin
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026680 okunma
Gerçekten yaşamaya ne zaman başlıyoruz?
8/10
·94 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 23:55
90 yıl boyunca hayata sadece fiziksel bir temasla dokunan bir karakterle karşılaşıyoruz. Hayatı boyunca hiçbir kadınla duygusal bir bağ kurmamış, parasını ödemediği hiçbir birliktelik yaşamamış, doksan yaşındaki yaşlı bir gazeteci.. Gabriel Garcia MarquezGabriel Garcia Marquez , bu karakter üzerinden bize sarsıcı bir gerçeği hatırlatıyor: İnsan, ömrünün son saniyesinde bile olsa, kendini keşfedebilir ve o güne kadar hissetmediği bir şeyi hissederek hayatını temize çekebilir.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202624,9bin okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2026 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 17:49
İhsan Oktay Anarİhsan Oktay Anar ’ın AmatAmat ’ına büyük bir merakla başladım. Ancak gemi karadan uzaklaştıkça, hikayenin içinde değil de devasa bir denizcilik sözlüğünün ortasında mahsur kalmış gibi hissettim.Romanın o karanlık ve kasvetli atmosferi bir noktadan sonra merak uyandırmak yerine boğucu bir yorgunluğa dönüştü. Karakterlerle bağ kurmaya çalışırken sürekli bir halat ismine veya rüzgar tanımına çarpmak, okuma keyfimi gölgeledi maalesef. :( Gemi limana vardı ama ben kıyıya , oldukça yorgun çıktım.
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2026 14:05
Didem MadakDidem Madak'ın en bilinen bu Ah'lar AğacıAh'lar Ağacı'nı elime aldığım da şiiri sıradan,gündelik başladı. "Bir ilaç içsem bari diye düşündüm" "Biraz kolonya sürünsem…” "Ferahlasam, pencereyi açsam"... vb İlk bakışta basit, hatta sıradan gibi geldi..Ama sonra yavaş yavaş derinleşti. Sanırım şiirinin tam etkisini yakaladım sonradan. Ah'lar AğacıAh'lar Ağacı 'nın şu dizesi beni sıradanlıktan çıkarmaya başladı. "Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan” Bana göre şiirin kalbi... Aynı anda hem hüzün hem de bir tür hafifleme yaratıyor bu dize. “Ah” dediğinde içindeki yükü dışarı bırakıyor, bir rahatlama getiriyor; ama aynı zamanda o “ah”ların çokluğu, hayatın ağırlığını hatırlatıyor. Okumak isteyenlere içtenlikle öneririm.
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma
Reklam