Kapağını kapattığımda içimde hem büyük bir ferahlık hem de derin bir düşünce bulutu bırakan bir kitap Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Kitabı bitirdiğimde ilk hissettiğim şey, karıncaların o muazzam azmi karşısında duyduğum hayranlık oldu. Aslında her şey çok tanıdık başlıyor; bir yanda devasa cüssesiyle, gücüyle ve kibriyle dünyayı kendine ait sanan Filler Sultanı, diğer yanda ise üzerine basılıp geçilen, önemsenmeyen ama dünyayı sırtında taşıyan karıncalar...
Kitap boyunca karıncaların sadece fiziksel olarak değil, asıl zihinsel olarak nasıl bir kuşatma altına alındığını izlemek sarsıcıydı. Filler Sultanı’nın en büyük silahı hortumu değil, karıncalara "Siz de birer fil adayısınız" diyerek kendi özlerini unutturmaya çalışmasıydı. Kendi dilini unutan, fil gibi yürümeye çalışan, kendi kimliğinden utanan bir toplumun ne kadar çabuk köleleşebileceğini gördüm.
Ama sonra sahneye o Kırmızı Sakallı Topal Karınca çıkıyor... İşte orası benim için kitabın kalbiydi. Zekanın ve bir arada olmanın gücü, en büyük "fil" ordusundan daha heybetli durabiliyormuş. Karıncaların azmi bana şunu fısıldadı: Dünya ne kadar adaletsiz, düşman ne kadar devasa olursa olsun; eğer kendi dilini, kendi şarkını ve yanındakinin elini bırakmazsan, o devleri yerinden oynatacak bir zekaya sahipsin.
Yaşar Kemal yine yapacağını yapmış; bir "masal" anlatırken aslında bize en çıplak gerçeğimizi, direnişin güzelliğini hatırlatmış
Eğer bir kitabın hem ruhunu dinlendirmesini hem de zihnini uyandırmasını istiyorsan Yaşar Kemal' ın Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca kitabına mutlaka bir şans vermelisin.
Olamaz, hiçbir hayvan, hiçbir hayvana, hiçbir yaratık insanların biribirlerine yaptıklarını yapamazlar. İnanmıyorum ve hem de bunları istemiyorum.Yalancıdırlar bunlar.