Virginia Woolf uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Özellikle Kendine Ait Bir Oda kitabı hepimizin çok fazla duyduğu kitaplardan biri. İtiraf edeyim bu kadar çok duymama rağmen içeriğinin böyle olduğunu bilmiyordum. Genelde alıntılar görüyordum. Ve hep şu alıntı karşıma çıkıyordu.
"Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır."
Zaten kitap bu alıntıyla başlıyor neredeyse. Virginia Woolf başlıyor kadınlar ve kurmaca hakkında düşündüklerini yazmaya. İlk başlarda yemeklerden bahsediyor yahu diyorsunuz bu kadın ne anlatıyor böyle konu bu değildi. Sonra birden ana konuya dönüyor kaptırıyorsunuz. Hoop yine başka konuya gidiyoruz. Yazarın kafasındaki düşünceler karışık epey. Okura da bunu aşırı yansıtmış. Okurken fazlaca okurun kafası da karışıyor çünkü. Kafasını topladığı anlarda çok güzel şeyler veriyor ama. Ne araştırma yapmış kadın dedim okurken. Kitabın yazıldığı dönemlerden bu yana kadınların toplumdaki yerini de kafanızda ölçüp tartıyorsunuz. Şöyle bakınca aslında ne kadar değişiklik gösterdiğini ve pek çok açıdan aslında ne kadar şanslı olduğumuzu görüyorum. Ve ne kadar şanssız olduğumuzu. Kadının toplumdaki yeri aslında tam olarak ne? Bunu bir düşündürüyor okura. Hele sonunu öyle bir bağlıyor ki zaten okurken sonunda ne diyecek bu kadın acaba diyorsunuz. Güzel bağlıyor yani. Kalemini herkes sevmeyebilir gerçekten sabır isteyen bir kalemi var yazarın. Bu yüzden herkese tavsiye ederim diyemiyorum ama harika alıntılar var fazlaca kafa karışıklığı isterseniz tavsiyemdir.
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 201948,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Macbeth az çok hepimizin kulağına bir yerlerden çalınmıştır diye düşünüyorum. Romeo ve Juliet kadar ön planda olmasa da Shakespeare'in sevilen tiyatrolarından biri.Hatta ben okurken acaba tiyatrosunu yayınlamışlar mı diye bakarken filminin olduğunu gördüm. İlginizi çekerse kitabı okuduktan sonra filmine de bakabilirsiniz :) Şimdi Gonca'cım iyi güzel hoş da nedir bu kitabın konusu ben bilmiyorum, biliyorsam da unuttum diyenleriniz için Shakespeare tiyatroda Macbeth'in tahta geçme arzusu ve hırsı anlatılıyor.
devamı:
goncanindunyasindan.blogspot.com/2019/07/macbeth...
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,6bin okunma
Kahve Prensi | Kitap Yorumu
Eun Chan babasının ölümünden sonra ailesine bakma görevini üstlenen bir kızdır görünüşüyle birlikte davranışlarıyla erkek gibi davranır ve Kahve Prensi adlı kafede işe girer fakat hiç umulmadık bir şey olacak Han Gyeol ile birlikte kapısını aşk çalacaktır.
Konusuna şöyle bir baktığımızda aslında klişe olduğunu görüyoruz ama klişe kitap-diziler güzel istendiğinde harika bir hal alıyor.
Bakınız benim için Kahve Prensi onlardan biri.
●○●○●○
Kahve Prensi geçen yıl yaz tatilinde izleyip bir solukta bitirdiğim bir diziydi. Daha sonra kitabının çıkacağını görünce epey sevindim. Son zamanlarda okuma konusunda sıkıntı da yaşarken bunun üzerine ilaç gibi geldi. Okudukça diziyi açıp tekrar izlemek istedim. Hatta beğendiğim sahneleri okurken hemen YouTube'a girip izledim. Benim için sevdiğim diziyi hatırlatan, reading slumptan kurtaran tatlış mı tatlış bir kitaptı. Dizisini bilmeyenler için kitabı ilk olarak okumak nasıl diye düşünenleriniz varsa şöyle söyleyeyim. Kitabını kolaylıkla anlayabilirsiniz zaten bazı kısımları diziden farklı işlendiği için birebir anlatım yok. Bu benim aşırı hoşuma gitti. Okuduktan sonra da diziyi izlerseniz çok daha zevk alacağınızı düşünüyorum.
Kahve PrensiSun-mi Lee · Olimpos Yayınları · 201965 okunma
Oğullar ve Rencide Ruhlar | Kitap Yorumu
"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar."
Alper beş yaşında bir çocuk ama okuduğu kitaplar ve zekası kesinlikle beş yaşında bir çocuğun çok çok üstünde.
Sanırım bundandır ki kitabı okurken asla beş yaşında bir çocuğun yaptıklarını okuyor gibi hissetmedim. Daha çok 50 yaş üstü birinin yaptıklarını okuyor gibi hissettim.
Kurgu olarak diğer okuduğum kitaplardan epey farklı aslında. İlk başlarında bir heves farklı bir kurgu görünce hızlı hızlı okuyup yarıladım ama sonra tabiri caizse elimde süründü kitap. En sonunda dün bitireceğim deyip zorladım kendimi. Bitirdim de. Bitirince sevdim mi sevmedim mi pek bilemedim. Hala da emin değilim aslında.
Yazarın dilini sevdim ama kurguyu sevmedim. Sanırım bundan mütevellit hala kitap hakkında ne hissettiğimi bilmiyorum. Kurgu olarak ilginizi çektiyse okumanızı öneririm. Yazarın yazım dili oldukça güzel. Kurguyu da severseniz iyi bir kitap olarak nitelendirebilirsiniz.
Şansa veya şanssızlığa inanır mısınız? Açıkçası hayatıma baktığımda çoğu açıdan şanssız olduğumu düşünen insanlardan biriyim.
Yonca'da bu konuda benden farksız bir karakter. Hayatında hep şanssız hep bir işleri ters gidiyor. Tabi yeni patronunun gelmesiyle hayatı şans konusunda mı tam bilinmez birden değişmeye başlıyor.
Kitabın arka kapağında yazmadığım bir kısımda çevrenizde kolaylıkla rastlayacağınız insanların yer aldığı bir hikaye diye söz ediliyor. Bu konuda karakterler gerçekten günlük hayattan bizden kişiler. Düşünüşleri yaptıkları.... Okurken herhangi bir arkadaşınızı görüyor gibi olabilirsiniz. Böyle olunca insan daha iyi adapte oluyor okumaya. Bunlar dışında ;Kurgusunda eksiklikler de yok değil. Bazı yerler de biraz hızlı ilerliyor fakat hafta sonu okumak kafa dağıtmak için ideal bir kitap olduğunu düşünüyorum. Beni ayrıca reading slumptan da çıkarttığı için ayrı bir yeri var. devamı için : goncanindunyasindan.blogspot.com/2019/01/uc-yapr...