Senden geriye, senin güzelliğine, doğruluk ve iyiliğine tanıklık eden sözler kaldı. Zaten bir söz, iyiliğe tanıklık etmiyorsa neye yarar ki? Senden sonra üstümüze çok yağmurlar yağdı, olmadık zamanlarda bir üşüme tuttu bizi ve dedik ki:
Biraz yağmur kimseyi incitmez'
şimdi ne bir ses ne bir ışık evliya kokulanndan şairler! onların da dizleri eskimiyor baştan çıkarılmış birinin rahatlığıyla nasıl da kolay bırakıyorlar şehrin anahtarını nasıl da bıkmıyorlar aynalara konuşmaktan oysa mazlum halklar! zahmetkeşler! ayaklan kanayanlar yağmura basmamak için tenhada koşuşanlar son gövdelerini de terkediyorlar otoyollarda şehri savunuyor onlar şehri savundukça kalbi bir kuş kalbi kadar hafif o şehir esenliyor onları gün ağardıkça
Insan gölgesiyle yüzleşmeli Gölge sadece olumsuzlukları barındırmaz Kendimızı tanıdıkça yani kendi ruhumuzu keşfettikçe içgüdülerimizle karşılaşırız ve onların imgelerle dolu dünyası. ruhun içinde uyuklamakta olan ve her şey yolunda gittiği sürece bizim nadiren fark ettiğımız güçlere ışık tutar." der Jung, Kendimızı daha yakından tanıyabilmek, duygularımızın derinliklerini tanımaktan geçer. Her birimiz istiridye avcıları gıbıyız, kendi de-rinliklerimizden incilerle dönmeye adayız "Hızır'ı ararsan kendinde ara, diyor Neyzen Tevfik Yeter kı kendi karanlığımızdan korkmayalım Zira ınsan, kendi karanlığını keşfederek aydınlanır.
kalbinin atışlarını duyabilirim içinde bir yaz gezmesine çıkan çocuğu ve dudağın en uzak sokağında biriken dilini hayatın sökebilirim, öğrenebilirim sözcükler bağırtılar klaksonlar ona karışmadan
ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle tırmanırım kalbinin tepesine ve işte zakkumların diliyle konuşabilirim seninle rüzgârın ve acının bildiği dilde acelesiz, hiç yarışmadan
sessiz oturabilir miyiz seninle