Damla Demircan Kesim

Damla Demircan Kesim
@Damlakesim
Kitaplarla büyümedim belki ama, büyürken hep bir kitap elimden tuttu. Her sayfada bir iz, her hikâyede bir parçam var. Eğitim, Psikoloji, P4C ve Çocuk Gelişimi üzerine kaleme aldıklarımı okumak isterseniz: medium.com/@damlademircankesim
Çocuk Gelişimi ve Eğitim uzmanı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitimin felsefi sosyal ve tarihi temelleri yüksek lisans
İstanbul
İstanbul
27 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır.
Yas aslında bencildir, terk edilmiş bir dünyada kendimiz için tuttuğumuz bir yastır. Ben onsuz nasıl yaşarım? Ama bu, hikâyenin sadece bir parçası, vedalaşmanın bir yüzü. Oysa o sırada o da bizimle vedalaşıyormuş. Ve onun vedalaşması kesinlikle bizimkinden çok daha dramatik olmuştur. Onun son düşüncelerine bir göz atabilir miyiz, orada olup bitenlere bakmaya (bir saniyeliğine) dayanabilir miyiz? Siz olmadan nasıl yaşayacağım (hayır, artık kelime farklı), nasıl öleceğim, nasıl ölümde kalacağım sonsuza dek? Sen olmadan, kardeşin olmadan, annen olmadan, torunlar olmadan, köpek Cako, domates tarhları, bir türlü dikemediğim güller olmadan... Geçmişte olup bitenler olmadan ve daha da kötüsü, gelecekte olup bitecekler olmadan ölümde nasıl kalacağım (ya da ölümümü nasıl sürdüreceğim) Ölmekte olanların hüznü böyle olmalı. Sadece geçmişle degil, gelecekle, hatta en çok gelecekle beslenen bir hüzün. Sadece geçmişle olsa kolay olurdu tüm perspektif kurallarına göre biz geçmişteki günlere döndükçe, o giderek küçülürdü. Ama hüzün yumurtalarını artık gelecekteki günlerin yuvalarına bırakıyor ve bize oradan el sallıyor. Gelmekte olan baharın verdiği hüzün diktiği her şey o zaman baş gösterecek ama o onları göremeyecek. Torunlarının tıpkı kendisi gibi uzun boylu olacağı ama onun yanlarında olmayacağı gerçeğinin verdiği hüzün. Bir gün merakla beklediği büyük büyük torunları gelecek, ama onlar onu hatırlamayacak, o da karşılarında onları eğlendirmek için ip atlamayacak. İki-üç yıl önce diktiği kiraz ağacının şimdi ilk defa meyve verecek olmasının verdiği hüzün. Hüznün ağacı tam da gelecekte çiçek açacak, meyveye duracak ve dallanıp budaklanacak. Ölüm sensiz olgunlaşan bir kiraz ağacıdır.
Sayfa 192·Kitabı okudu
Reklam
Teletabiler cehennemde yanmalı.
Hiçbir şey yapmamanın bokunu çıkarmakta benden daha ileriye gitmiş pek az insan olacak. Medeniyete geri dönmeyecegim lan! Hazır orada dikilmiş duruyorken bağırmaya başlıyorum. Ben hem kral hem de başbakanım, halkıma nutuk atıyorum: "Sevgili yurttaşlarım. Sizi sevmiyorum. Kendinize bir çekidüzen verin. Aklınızı başınıza toplayıp bu kadar akıllı olmaktan vazgeçin. Ve siz sağcılar, Allah’ın cezası köpeklerinizden bir kurtulun hele. Yüzünüzdeki o kendinden hoşnut gülümsemeyi silin, artık takasa başlamak zorundasınız. Bisiklete binmek. Bu devran dönecekse, deliler gibi bisiklete binip takas yapmalıyız. Ağaçların arasından esen rüzgarın, çayırlardaki çiçeklerin sahibi kim? Teletabiler cehennemde yanmalı.
Sayfa 69 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Sıkıntının hakkı yeniliyor.
Ne pahasına olursa olsun sıkılmak istemiyoruz. Ancak ben, sıkılmaktan hoşlandığımı fark ettim. Sıkıntının hakkı yeniliyor…
Sayfa 61 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Annen bir süre sonra aranızdaki bağı merhametsizce kesecekti
Seni kendinden uzaklaştıracak ve çekip gitmeni isteyecekti. Çünkü geyikler böyledir. Çok iyiymiş gibi görünür, sonra da çocuklarınıza bok gibi davranırsınız. Çok hayvansınız. Çocuğu doğurup, emzirip biraz da yol gösterdiniz mi, tamam; onlar tam kendilerini güvende ve tehlikeden uzak hissettiklerinde de başınızdan atıverin. Annen kısa bir süre sonra, hatta belki de gelecek hafta sen kendi yoluna, ben kendi yoluma, diye başlayacaktı; o gün senin için acı bir gün olacaktı, pek çok geyiğin asla üstesinden gelemediği bir gün, ama ben anneni öldürdüğüm için şimdi bunları yaşamaktan kurtuldun; bunun yerine onu, çatallı diliyle değil, her zaman arkanda olan ve manasızca, birdenbire senden koparılıp alınan biri olarak hatırlayacaksın, dedim tüylerini tararken.
Sayfa 14 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Çadıra yorgun argın geri döndüğümde
çoktan karanlık bastırmıştı. Geyik yeniden ortaya çıktığında artık hiçbir şey yapacak halde değildim. Teslim oldum. Gece çadırda onunla birlikte uyuduk. Şaşırtıcı bir şekilde ısınmama çok faydası oldu. Gecenin büyük bir kısmında onu yastık niyetine kullandim, sabah uyandığında da öylece yatmaya devam ettik; insanlarla pek yaşamadığım türden bir samimiyet ve yakınlıkla birbirimizin gözlerinin içine baktık. Böyle bir şeyi karımla bile yaşadığımı pek sanmıyorum. İlişkimizin başlarında bile. Muhteşemdi diyebilirim. Annesini öldürdüğüm için ondan özür diledim; artık korkmasına gerek kalmadığını, bugünden sonra buraya istediği gibi gidip gelebileceğini söyledim..
Sayfa 12 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam