Eski libas gibi aşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş
Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebepten gülle ediyor çekiş
Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş
Sevdiğim değildin böylece ezel
Aşkınım bağına düşürdün gazel
İbrişimden nazik saydığım güzel
Meğer pulat gibi bükülmez imiş
SEYRANİ' nin gözü gamla yaş imiş
Benim derdim her dertlere baş imiş
Ben bağrımı toprak sandım, taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş
Bir devlet içün çerhe temennâdan usandık
Bir vasl içün ağyâra müdârâdan usandık
NABİ
Bir saadet, bir yüksek mevki için feleğe yalvarmaktan ve bir sevgili için, başkalarının rakiplerin yüzüne gülmekten ve onlara minnet etmekten usandık.
"Gâvurluk , tıpkı iyilik , kötülük gibi insanın düşüncesindedir be aslanım... Etinde, kemiğinde, yüzünde, gözünde, kanında değil ki!"
"Doğru; doğrusun bu sözünde ağabey! Adı sanı Müslüman olup da kafası, vicdanı gâvur olan niceleri var!..."
KÖYLÜ KIZLARIN ŞARKISI
I
Tepeden iniyor bakın
Şu kızın nişanlısı şanlıdır
Yaradan nazardan esirgesin
Koca dağ delikanlıdır
II
Fese bak fese ne güzel de al
Ne de hoş belindeki morlu şal
Demedim ya ben sana bak da al
O kadar da bakma ziyanlıdır
III
Ne kadar da kızardın aman aman
Neden öyle başına çıktı kan
Beri gel bayılma a kız heman
Yüreğin de pek helecanlıdır
IV
Yakışıklıdır seviyor cihan
Onu ben de pek severim inan
Benim olsa bâri şu kahraman
Olamaz ne çare nişanlıdır
V
Ne darıldın Ahmed'in oynaşı
Darılır mı âdeme kardaşı
Sana benziyor şu dağın başı
2 Bûydan hoş rengden pâkîzedir nâzük tenin
Beslemiş koynunda gûyâ kim gül-i ra‘nâ seni
NEDİM
Nazik tenin güzel kokudan daha hoş, renkten daha temizdir.
Sanki güzel gül (gül-i ra’nâ) seni koynunda beslemiş.