"Neden Oğuz Atay edebiyatımızın en çok yarım bırakılan yazarı?"
Bir soruyla başlamak istedim! Edebiyatımızın en iyi yazarlarından biri olan Oğuz Atay'ın aynı zamanda en çok yarım bırakılan yazar olmasının nedeni ne sizce? Onu anlamıyor muyuz yoksa? "Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum." Peki ya sen modern insan! Anlaşıldığını düşünüyor musun? "Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı." Anlaşılmamak, çağın vebası!
Ah,
bunun için yarım bırakılıyor olamaz!
Siz düpedüz karşınızda kendinizi görmeye tahammül edemiyorsunuz! Anlattığı modern insan sizsiniz!
Anlam arayışında,
Köklerinden kopmuş,
Parçalanmış, ötekileşmiş,
Toplumun içinde yaşayan ama ruhen asır kadar uzak,
Güven duygusunu yitirmiş,
Fiilen özgürleştikçe ruhen boşluğa düşmüş...
İntiharın eşiğinde! Çok mu ileri gittik? Yarım kalan romanlarla yarım kalan hayatlar birbirine fazla benzemiyor mu sizce! Tahammül edemediğini yarım bırakıyor insan. Gücü yok modern insanın, güçlü görünmeye çalışıyor yalnızca. Sonra bir sabah bakıyor, başaramamış...
"İçimin yorulduğunu hissediyordum."
Oğuz Atay'ın hikâyelerinden oluşuyor eser. Ama bittiğinde bir romanın yorgunluğu çöküyor üzerinize. Nazım Hikmet Ran misali, göz alabildiğine bir yorgunluk... Her hikâye bir hayatı yaşamak gibiydi. Her hikâye "kendi hayatımı yeniden yaşamak gibiydi." Modern birey oldum Korkuyu Beklerken'de, zihnimin hapishanesinde hiç duymadığım korkular ürettim. Kendi boşluklarımı böylesi doldurmamıştım daha önce! Beyaz Mantolu Adam'da bir kez daha gördüm toplumun insanı kendisine benzetmek için gerekirse ruh sağlığı ile oynayacağını... En çok Babama Mektup yaktı canımı. Kendi babamla mücadelemi konu alıyordu sanki. Ve sanki Oğuz Atay da