Ne diyeceğini bildiğim için işte sana bir şey itiraf ediyorum; bebeklerini sürükleyen, onları soyup giydiren, annelerinin pastaları sakladığı dolabın etrafında ağır ağır dolaşan, bu pastalardan biraz elde edince de açgözlülük yiyip, "daha isterim" diye bağıran çocuklar gibi yaşayanlar en mutlu kişilerdir.
Fakat bir süre sonra yoruldu, bu acı insan besinini içine çekmekten. Doktor kalbini muayene ettiğinde çoktan durmuş olduğunu gördü; yaşlı adama artık acı veremeyecekti.
Bir şeyler oluyordu, bir şeyleri belli belirsiz hissediyordu, orada öylece uzanırken ve heyecanla yaşamını düşünürken bir şeyler oluyordu. Bir şeyler sona ermişti. Neydi o? Kendini dinledi, içini dinledi.
Böylece yavaş yavaş yüreği ölmeye başlamıştı.