Merhabaaaa
Bugün Tanizaki abimizin yazdığı "Bir kedi, Bir Adam, İki Kadın" adlı kitabı kendimce inceleyeceğim.
İlk olarak kitapta sevdiğim şeylerden başlayayım. Kitap o kadar sade ve yakın bir dille yazılmıştı ki çok kolay okunuyordu. Çok güzel bir konuya sahipti ve kedim olsa keşke dedirtecek türden bir kedi sevgisi vardı. Ben zaten oldum olası kedileri çok severim hatta eve bir tane almak çok isterim ama canım annem sağolsun bu hayalleri sadece kurmakla kalırım. Ama bu kitap beni gerçekten de kedim varmış gibi hissettirdi.
Çok güzel, akıcı bir kitaptı. Önce Şozo ve Lili'nin hayatlarına girdik. Daha sonra Şozo'nun annesi, Fukuko, ve en önemlisi Şinako... Başta isimler japon olduğu için zorladanmadım değil ama sonrasında alıştım. Kitabın konusunu bilmeden arkadaki Haruki Murakami ve Henry Miller yorumunu görüp aldım hemen. Konusunu arka kapaktan okursunuz onun yerine ben size benim düşüncelerinden bahsedeyim.
Kitapta duydular, betimlemeler ve tabirler oldukça başarılıydı. Kedinin duygularını, hissettiklerini bile çok iyi benimsedim. Her şey kafamda çok güzel bir şekilde canlandılar. Çok güzeldi. Zaten yazarın da bir kedisinin olması bu tür şeylerden iyi anladığını gösteriyor.
Ayrıca kapak tasarımından da söz etmek istiyorum. Kapak o kadar sade ve kırmızı ki en çokta kitapta benim dikkatimi kapak çekti. Buradan kapak tasarımcısı Hakan GÜNGÖR abimize de selamlarımızı yıkadıktan sonra beğenmediğim şeye gelelim...
Tek bir şey beni çok üzdü ve 2 puan kırmama vesile oldu. SONU! Bu güzel kitabı nasıl bu kadar kötü bitirebilirim diye düşünüp mü yazdı acaba yazar bunları? Bu kadar boşlukta kalan bir son görmedim ben! Öyle böyle değil kitabı yarıdan kesip vermişler gibi... Kitabın sonunda yaklaşırken heyecanlandım yerimdefalan duramadım. Ama sonuç HÜSRAN!
Böyle bir son pardon