Davut

Davut
@DavutArslan
Honeste vivere, Alterum non laedere, Suum cuique tribuere
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2020 00:07
Kafka nın adaletin tecellisinin ne olduğunu tartıştığı bir başka hikaye. Hikayede konu edilen her bir nesnenin ve kişinin sembolik olduğu aşikar. Adalet mekanizmasının içerikten yoksun olduğunu yine anlatmaya çalışmış. Suç, suçlu ve suçluluk hiç tartışılmaz. Ortada idama konu olması absürt bir kabahat vardır, yine bunu da kimse umursamamaktadır. ‘Albay’ harika infaz sisteminden ve onun modernizasyonundan dem vurur. Hikayeyi gözünden dinlediğimiz ‘aydın’ kişi ise daha çok infaz yönteminin yanlış olduğu ve idamın çağdışı olduğu fikrine takılıp kalmıştır. Kısacası olayın felsefi arka planına odaklanmaktadır. Mahkum ise sistemi ve durumu gayet anlayışla karşılar, yadırgamaz, rahatsız edici bir teslimiyet sergiler. Kafka nın tüm romanlarında olduğu gibi absürt bir ortam yaratılmış ve buna mutlak bir teslimiyet resmedilmiş. Burada şunu belirtmekte fayda var ki; haksızlık bir süreç halini almışsa, sessiz kalmak bir tarafsızlık anlamına gelmemektedir, bizatihi kitapta da görüldüğü üzere sessizlik zımni kabuldür. Burada ister istemez Cemil Meriç’in objektiflik namussuzluktur sözünü anmadan geçemeyeceğim. Kafka romanlarındaki umursamazlık ve ilgisizliğin getirdiği distopik çevre betimlemesi bana hep korkutucu gelmiştir. Camus’un dediği gibi insan eninde sonunda herşeye alışır. Mezkur hikayede de hükümlü şahıs kimsenin umrunda değildir. Anlatıcının diliyle; iticidir, bir hükümlüdür ismi dahi lüzumsuzdur. Varlığı ve yokluğu anlam ifade etmeyecek bir karakter çizmektedir. Bu vicdanı rahatlatmalı mı? Kafka okurken romanın ortasında bir yerde atlayarak ‘siz neyin peşindesiniz, şimdi bunun sırası mı’ demek gelir içimden. Gerçekten dönüşüm, dava ya da ceza sömürgesi kitaplarını hatırlayınız. Birisi sabah uyandığında böceğe dönüşmüşse eğer bunu sıradanlaştıramazsınız veya
Hukuk
Ceza Sömürgesi ve Hukuk ÖyküleriFranz Kafka · Altıkırkbeş Basın Yayın · 201111bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 01:43
Siyaset bilimciler, sosyologlar, felsefeyle ilgilenenler kadar biz hukukçular için de nadide bir eser. Kitabın 63-69 bölümleri arası mahkemeleri anlatır. Fakat eseri değerli kılan Atina da kodifikasyon sürecini ele alış şeklidir. Kitabın İngilizce adı ‘constitution of the athenians’olup, çeviri düz olarak yapılırsa ‘atinalıların anayasası’ na tekabül etmektedir. Demokrasi rejiminin ideal olduğu; ancak süreç içerisinde aksaklıklar sergilediği, bunları bertaraf etmek için girişilen yolları samimiyetle ve olabildiğince objektif biçimde anlatmış Aristoteles. Ünlü Solon’un yurttaşlar arasında eşitliği ve adaleti sağlamak amacıyla başlattığı reform hareketinin sonrasındaki süreç kaleme alınmıştır. Atina dendiği zaman akla ilk gelen demokrasidir. Biz hukukçular ‘hukuk devleti’ için demokrasi nin bir zorunluluk değil, kolaylaştırıcı olduğunu biliyoruz. Bu düzlemde bende hayranlık uyandıran husus, bugün; uluslararası siyaset literatüründe ‘check and balance’ adı verdiğimiz dengeler sisteminin, ismi zikredilmeden, o dönemde, özüne ulaşma çabasına şahit olmak oldu. Aynı iradenin bir tezahürü olarak, “Atinalılarda”,her bir kurumun, kuruluşun veya mekanizmanın; varlığına münhasır bir denetim mekanizmasına haiz olmadan içtimai müessesede kendine yer bulamadığını görebiliyoruz. Atinalıların devleti ilgilisine heyecan verici olmakla birlikte akıcı bir kitap değil. Yer yer bu bir anayasa kitabı veya bu bir tarih kitabı diyebilirsiniz. Hukuki açıdan temyiz mekanizmasının varlığı, suç ve cezaların ağırlığına göre mahkemelerin değişiklik göstermesi bugünün yargı örgütünün temellerini işaret eder. Hakimlik görevi çok önemlidir Atina da; cezaların da en ağırı bu göreve yapılan ihanettir.
1000Kitap
Atinalıların DevletiAristoteles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,434 okunma
1/10
·230 syf.··
2019 45. kitabı
Henüz çok gençken, elime geçen her kitabı hevesle okuduğum zamanlar. Bir şey kağıda basılmışsa, okumaya değer sanrısında olduğum dönem. Bugün geriye bakınca katkısı az ama incelemesi çok kolay bir kitap. Popüler kültüre dair diğer herşey gibi... Zaman bu kadar hoyrat harcanmamalı, ve kağıt değerli bir materyal.
Edebiyat
Ferrari'sini Satan BilgeRobin Sharma · Pegasus Yayınları · 201223,7bin okunma
9/10
·104 syf.··
2019 12. kitabı
Çok önceleri okuduğum, yakın zamanda ise Ankara Devlet Tiyatrolarında izlediğim tiyatro oyunu. Hastalık hastası, Kibarlık budalası, Kadınlar Mektebi gibi bir çok tanınmış oyunu olan yazarın, kendisi de aynı zamanda bir oyuncu. Hatta bir oyununda "Moliere denen herifin de" diyerek kendisine sövdüğü söylenir. Bu sene gittiğim bir çok tiyatrodan, hatıramda yer alan, yine bir klasik, bu klasik ise Cimri oldu. Oyuncuların doğaçlama yapmasına, doğal olarak yeteneklerini daha serbest sergilemesine imkan sağlayan bir yazım tekniği var. Böylece oyuncular izleyiciyle daha rahat bağ kuruyor, dolayısıyla izleyiciyi oyuna bağlıyor. Komedya türünün kurucusu olduğu söylenir. Sahnelemeleri genelde abartılı. Doğal bir olayı, insani bir zaafı ya da karakter bozukluğunu ele alıp komediyi bunun üzerine kurar. Cimri de aynı şekilde bir "takıntı" ile başlar, yan hikayecikler, anormal düğümler ve o düğümlerin anormal çözümlenmesi... “Komedyanın görevi, insanları eğlendirerek düzeltmektir” dediği söylenir. Gerçekten alt metinlerde ince mesajlar verir, kimi zaman tirat şeklinde yaptırır bunu. Çok uzatmadan sevdiğim bir sözüyle bitireyim. 'Life is a tragedy to those who feel and a comedy to those who think.'
Edebiyat
CimriMolière · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202228bin okunma
'Bu masal senin masalın Aslı'
10/10
·288 syf.··
2019 123. kitabı
Çocukken okuduğumuz kitapların yeri çok ayrı. Geçen kütüphanemde görünce aklıma geldi. Hani çok da çocuk kitabı gibi değil aslında. Hayvan Çiftliği ne kadar çocuk kitabıysa bu kitap da ancak o kadar çocuk kitabı olabilir. İki ciltten oluşuyor. Aydınlıktan karanlığa ve Karanlıktan aydınlığa. Bir kaç çocuğun "cevher" bularak başlayan macerası, üretim, medeniyet, devlet, toplum gibi kavramların sorgulandığı, deneyimlendiği ilginç bir serüvene yol açıyor. Masalın aslı, okuduktan sonra dahi zihni uzun süre meşgul eden, yorumlayıcı ve sorgulayıcı bir zihin yapısının oluşumuna katkı sağlayan özel bir eser. Her yaştan okuyucuya tavsiye edilir.
1000Kitap
Masalın AslıVasıf Öngören · Evrensel Basım Yayın · 201454 okunma