Hayat böyle bir şeydir. Gerçeğin nerede başlayıp nerede bittiği, rastlantıların neye hizmet ettiği hiçbir zaman çözülemez bir bilmece. Yaşamak da hayat labirentinde kaybolma yarışı. Çıkışı bulan ölecek..
İsteklerin yerini soruların alması tehlikeli. Cevapsız sorular, karşılanmayan isteklerlerin yol açabileceğinden daha korkunç şeylere neden olabilir. İstemek, insanı âciz kılar. Sormak ise güçlü. Âciz birini alt etmek kolaydır, ama güçlü biriyle boğuşmak... ya ölürsünüz... ya öldürürsünüz...
Bugün deprem sarsıntısıyla uyandım. İlk defa böyle şiddetli bir deprem sarsıntısı yaşadım. Sarsıntı bittikten sonra dışarıya baktım, çevrede herhangi bir sorun yoktu. İçimden umarım daha büyüğünün yaşandığı bir yer yoktur diye geçirdim. Sonra haber kanallarına düşen ölüm haberlerini ve yerle bir olan kerpiçten yapılan evleri gördüm. Görüntüler bana Ahmed Arif'in "Vay Kurban" şiirindeki şu dizeleri hatırlattı:
"Ölüm bu,
Fukara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşamüstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsın, olmuş olacak."