İşte, burada, bu minnet ve meşakkat ocağında, bir türlü afetten arta kalan otuz üç yıllık viran varlığımda, bir kapkara eşek sıpası, bir canlı oyuncak, bana, aynı mutluluğu vermeye yetiyor. Demek; bu vücut viranesi içindeki ruh aynı ruhtur. 
… Bunlar, bir ölüm mahkumuna, son saatlerinde teselli eden papazlar andırıyorlar.
“Cesaret evladım, cesaret. Bunun ötesinde başka hayata, ebedi bir hayata ereceksin. Şimdi, söyle, söyle bakalım, son Emel’in nedir?”
“Ölmemek!”
Papazlar irkiliyorlar. İçlerinden, “Amma da aksi bir idam mahkumuna çattık,” diyorlar.