İşte bu yüzdendir ki, zevkleri ve yetersizlikleri sebebiyle yüzeysel yaşayan, aynı zamanda da gerçek duygularını keşfetmek için hiçbir zaman kendi kalplerinin derinine inmeyen, dünya zevklerine düşkün insanlar her ne kadar bir sürü şeyle meşgul gibi görünseler de hayatlarının ortasında ne kadar boş ve ahmak olduklarını belli ederler. Kendi dünyalarına ait normal duyguları hissettiklerini düşünmeyi adet edinirler ve bu alışkanlık en sonunda gerçek duyguları hissetme ihtimalini de ortadan kaldırır.
Hayat mücadelesinin verdiği mecburiyetle yavaş yavaş evrimleşerek hayvan mertebesini aşan insanların büyük kısmı dış şartlar değişip de mücadele mecburiyeti kalmayınca geldiği yoldan geri dönmeye meyillidir. Tutkuyla bağlanacak bir ideali olmayan ya da kendisine hayvani seviyeden yavaş yavaş kurtaracak bu zor göreve talip olacak asil bir zihne sahip olmayanlar gerilemeye mahkumdurlar. İşte bu yüzden erdemli yaşlıların sayısının erdemli gençlerden fazla olmamasında şaşılacak bir şey olmadığı gibi, hilekarlığı bilinen birisine güvenmemekte yerden göğe kadar haklıyız.