O gün yürümek istemişti. Ayakları yara olana kadar yürümek.. Bazen sadece yürümek istersin çünkü. Ama soğuk olsun demişti hemde çok soğuk. Acı çekmek istiyordu çünkü, belki başka acıları
unutabilirdi böylece. Dışarı çıktı yürüdü, yürüdü, yürüdü. Her sokak deniz kıyısına çıkıyordu. O kadar çok yürümüştü ki ayaklarını hissetmedi bir köşe başına adeta yığıldı kaldı. Sırtını bir tabela direğine dayamıştı. Kafasını arkaya attı direğin soğuk demirini hissediyordu adeta. Hafif hafif demire vurmaya başladı kafasıyla. Durmak istemiyordu, çünkü her durduğunda bir şeyler düşünüyordu. Gözleri ıslanmaya başladı, işte yine olmuştu anılar canlanıyordu gözünde. Yerinden kalktı, gözlerini sildi, atkısını boynundan çıkardı, serin havanın yüzüne çarpmasını hissediyordu. Ağır adımlarla ilerledi. Yanından geçen insanların ona acıyarak baktığını hissetti ama pek umursamıyordu. Yürümeye devam etti. Yine oraya gelmişti işte. Aslında sürekli oraya gitmek istiyordu. Belkide yürümek istemesi, ayakları yara olana kadar durmak istememesi bundandı. Bir yandan hep oraya gitmek istiyor bir yandan kendiyle mücadele ediyordu. Uçurumun kenarına kadar yürümüştü. O kadar yaklaşmıştı ki bir adım daha atsa düşebilirdi. Oturdu öylece uçurumun kenarına. Gözlerini kapattı, nefesini tuttu, işte şimdi istediği kadar düşünebilirsin dedi kendi kendine. Rüzgar bir tokat gibi çarpıyordu gözüne. Saçları yüzünü sever gibi okşuyordu. Sevilmeye ihtiyacı vardı belkide. Nefesini hala tutuyordu. Bu son nefesim olsa dedi içinden, uçurumdan aşağı baktı uzun uzun.