Quintessentia

Quintessentia
@Dedalus_
Özüne yaklaştıkça manzara değil, uçurum büyür. Modifiye edilmiş benliğinden memnunsan, dön geri; sana göre değil burası...
Baylar, kendimi herkesten akıllı saymanın tek nedeni, bi­tirmek şöyledursun, yaşamım boyunca hiçbir şeye başlama­mış olmamdır. Ben de herkes gibi gevezenin, zararsız, ama can sıkıcı gevezenin biri olayım, ne çıkar! Her akıllı insanın ilk baştan geveze olması, yani havanda su dövmesi alnına yazılmışsa ne gelir elden?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Her şeyi anlama­nın en yakın, en normal sonucu tembellikten, yani bile bile eli böğründe durmaktan başka nedir? Bundan yukarıda söz etmiştim. Yineliyorum, özellikle yineliyorum: İçlerinden geldiği gibi davranan insanlar, işadamları dar kafalı olduk­ları için, kafaları çalışmadığı için iş becerirler. Bunu size şöyle açıklayacağım: Bu tür insanlar dar görüşlü olmaların­dan ötürü, önlerine çıkan ilk sebepleri ikinci dereceden de olsa ana sebep sanırlar. Davranışlarına sağlam bir dayanak bulduklarına herkesten çabuk ve kolay inandıklarından do­layı da içleri rahatlatır. En önemlisi de bu değil mi zaten? Herhangi bir işe girişmeden önce, bütün kuşkulardan arınarak huzur içinde olmalıdır insan. Peki ama ben kendimi nasıl huzura erdireceğim? Nerede bana destek olacak ilk se­bepler, ilk dayanaklar? Bunları nasıl bulacağım? Şöyle bir düşünmeye başlıyorum, elime aldığım herhangi bir ilk se­bep hemen peşinden kendisinden önceki sebebi sürüklüyor ve böylece uzayıp gidiyor. Anlamanın, düşünmenin içyüzü budur. Bundan çıkardığımız sonuç yine aynıdır.
Küçülmesinde bile tat bulmaya kalkışan bir adamın kendisine ufacık bir saygısı kalabilir mi? Haydi, siz söyleyin! Bunu umut kırıcı bir pişmanlık sonunda söylemiyorum. Öteden beri, "Beni bağışla babacığım, bir daha yapmam!" demekten nefret etmişimdir. Böyle söylemeyi beceremediğim için değil; tam tersine, kolaylıkla, hem de çok rahat söyleyebildiğim için nefret etmişimdir bu sözden. Zerrece suçum olmadığı halde, birtakım düşler kurarak kendimi suçlu bulduğum olmuştur çoğu kez. Bu da hepsinden kötüydü ya. O zaman yine duygulanır, pişmanlık duyar, gözyaşı döker; böylece kendi kendimi kandırırdım. Numara yaptığım falan yoktu, salt yüreğim dayanmadığı için bu haltı karıştırdım... Gerçi doğa yasaları her zaman ve herkesten daha çok gücendirmiştir beni, ama bu durumda doğa yasalarını bile suçlayamazdım. Şimdi bunları anımsamak iğrenç bir şey, o zaman da öyle hissederdim. Bir dakika bile geçmezdi ki, bütün kinimle, o duygulanmaların, pişmanlıkların, değişme antlarının yalan, hem de kuyruklu birer yalan olduğunu anlamaya başlardım. Kendimi zorla neden bu sıkıntılara soktuğumu sorarsanız, yanıt vereyim: Boş durmaktan yıldığım, canım sıkıldığı için başıma böyle maskaralıklar çıkarırdım. Gerçekten öyle. Kendi kendinizi şöyle bir yoklayın, sevgili okurlarım, bunun doğru olduğunu anlayacaksınız. Yaşadığımı anlamak için kendi kendime serüvenler uydurur, yaşama oyunu oynardım. Kaç kez, hiç yüzünden, bile bile gücenmeyi denemişimdir; gücenecek bir şeyim olmadığını, kendimi kandırdığımı bildiğim halde işi o kerteye getirirdim ki, sonunda gerçekten gücenirdim. Kendime egemen olamayacak kadar hoşlanmaya başlamıştım bu oyundan. İki kez de aşık olmayı denedim. İnanır mısınız, beyler, o yüzden bir sürü de acı çektim. Yüreğimin bir köşesinde, acı çektiğime inanamayıp kendimle alay ederken,
İşte her şeyi böylece anlaması ve düştüğü yüz kızartıcı durum, ona hazzın son derecesini tattırır. "Nasıl? Sizi rahatsız ediyor, içinizi sızlatıyor; hem de evinizde uyku uyutmuyorum ya! Uyumayın, dişlerimin ağrıdığını her an siz de anlayın. Artık eskiden görünmek istediğim gibi bir kahraman değil; iğrenç, şirret bir adam var karşınızda. Varsın öyle olsun. Foyamı ortaya çıkardığınız için kıvançlıyım. Benim pis pis dırlanmalarım hoşunuza mı gitmiyor? Öyle olsun, ben şimdi daha pis bir yaygara koparayım da, siz o zaman görün." Yine anlamadınız mı beyler? Bu yüksek hazzı anlayabilmek için, sanırım kafalar daha çok gelişmeli, insanoğlu daha derin bir anlayışa erişmeli. Gülüyorsunuz, öyle mi? Buna çok memnun oldum. Biliyorum, şakalarım oldukça bayat, kaba, çetrefilli; kendime güvensizliğimi gösterir. Kendime saygı göstermediğim içindir herhalde. Her şeyi anlayan bir adam kendine nasıl saygı duyar?
Öte yandan bütün zorlukları, bütün taş duvarları görüp anlamak; zorluklara, taş duvarlara boyun eğmekten tiksiniyorsanız boyun eğmemek; mantığın kaçınılmaz, en çetrefil yollarıyla taş duvarın önünde bile suçun sizde oldu­ğunu anlayıp böyle sonu gelmez bir konu üzerinde aşağılık yargılara varmak bunları yapmamaktan çok daha iyidir. Çünkü zerre kadar suçumuzun olmadığı apaçık göründü­ğünden, köşenizde kendinizi sessiz sessiz yer bitirirsiniz. Kızacağınız bir kimse ya da bir şey olmadığı, belki de hiç olmayacağı için eliniz kolunuz bağlı şehvet baygınlıkları geçirirsiniz. Aldatmaca, göz boyama ve el çabukluklarından bulanık bir dünya yarattığınızı bile bile, kime neden gücen­diğinizi kestiremeden, bütün bu aldatmacalar, karışıklıklar arasında içiniz sızlar ·da sızlar; bilmedikleriniz arttıkça sızı­larınız o ölçüde çoğalır.