Derin nefesler halinde çekiyorum mekanları içime, Doğu da, batı da benim, kuzeyle güney de benim.
Sandığımdan daha enginim, daha iyiyim, Bilmezdim bu kadar iyilik barındırdığımı içimde.
He şey güzel görünüyor bana, Erkeklere ve kadınlara tekrar tekrar söyleyebilirim, Siz o kadar iyilik yaptınız ki bana, ben de aynısını size yapacağım, İşe alacağım kendimi, kendim için ve sizin için yolda giderken, Kendimi saçacağım yolda giderken erkeklerin, kadınların arasına, Yeni bir sevinç ve hoyratlık saçacağım onların arasına, Kim reddederse etsin beni, bu rahatsız etmeyecek beni, Kim kabul ederse beni, kutsanacak ve kutsayacak beni.
Bundan böyle kendimi sınırlardan, hayali çizgilerden azat ettiğimi ilan ediyorum, İstediğim yere giderek, kendi sınırsız ve mutlak efendim olarak, Başkalarına kulak vererek, ne söylediklerini dikkate alarak, Mola vererek, arayarak, bularak, kafa yorarak, Nazikçe ama karşı çıkılamayan bir iradeyle, beni zapt eden engellerden kurtularak.
Siz işaretli yolları şehrin! Siz kaldırımın kenarındaki sert taşlar!
Siz feribotlar! Siz iskele payandaları, direkleri! siz kalaslarla kaplanmış kenarlar! siz uzaktaki gemiler!
Siz sıra sıra evler! siz pencerelerin deldiği cepheler!
siz çatılar!
Siz sundurmalar ve girişler! siz duvar semerleri, demir korkuluklar!
Saydam yüzeyleriyle o kadar şey sergileyen siz pencereler!
Siz kapılar, yükselen basamaklar! siz kemerler!
Siz bitmek bilmez yolu kaplayan gri taşlar! siz çiğnenmiş yaya geçitleri!
Size dokunan her şeyden bir pay aldığınıza inanıyorum, şimdi de gizlice bana veriyorsunuz aynısını, Yaşayan ve ölü onca insanla doldurdunuz kayıtsız yüzeylerinizi, işte ruhlar bu yüzden aşikar ve dost bana.
Engin bir kabulleniş dersi var burada, tercih ya da reddetme değil, Reddedilmiyor burada kıvırcık kafasıyla siyah, mücrim, hasta, okuma yazma bilmeyen;
Doğum, telaş içinde doktoru çağırma, dilencinin aylaklığı, sarhoşun yalpalaması, tamircilerin güle eğlene muhabbeti,
Elden kaçan gençlik, zenginin arabası, gösteriş düşkünleri, birlikte kaçan çift,
Pazara ilk gelen adam, cenaze arabası, kasabaya taşınan eşya, kasabadan dönüş,
Her şey geçiyor, ben de geçiyorum, hiçbiri engellenmiyor,
Hepsi kabulümdür, hepsi değerlidir gözümde.