Quintessentia

Quintessentia
@Dedalus_
Comes aeternus animae meae
Zaman eksiltir insanı, her geçen gün, ömründen çala çala Geçende oturup düşündüm, ne kadar kaldığımı, azala azala Sonra çıkıp yürüdüm, içki de istemedi, her nasılsa canım Teşbih gibi çekip geçmiş yılları, yüreğim darala darala Bu dünya bakidir ve herkesten, elbette bir şeyler kalır Kanayan bir sevda kalacak, delik deşik, benden kala kala Ben sizleri içinizdeki, o bilmediğiniz, yüzünüzle sevdim Usandım yıllar boyu durmadan, kuyulara bakraç sala sala
Reklam
Başlar engin saltanatı tekinsiz yalnızlığın Sancak taşır, at koşturur duygu derinliğinde Ve sen göğsünde sen olmayan bir başka benle Yaşarsın ancak umudun o mayhoş serinliğinde Yeni bir gerçek edinirsin kendine düşe ekli Kıpkızıl güller açar yerleşik bezginliğinde
Bir gün gelir bu kör acı kendisine bilenir Zamana katmer katmer, bir gül anlam eklenir Geçip gider düş gibi, bu kavkılı zor yıllar Dar kundakta ak bebeler sevdalara dillenir Sık dişini, yılma sakın, vazgeçme bu umuttan Elbet bir gün insanlar hasretle kenetlenir
Koyup zarfın içine, üstünü acıyla pulladım Sana bir sevinçlik menevişli kuş yolladım Son kuşlarımdı bunlar, dedim telef olmasın Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Esti rüzgâr bozuk bozuk, örselendi yüreğim Eksik gedik nem varsa ezberden tamamladım Bende sönen şavkıması sürsün diye yaşamın Bu kuşları senin için gözlerimde sakladım
Şu içimde köpüklenen güngörmemiş sevdayı; Suçmuş gibi öfkeyle hep ağzıma tıktılar. Bulamadım yüreğimin menzilini, yolunu. Beni geçip bozbulanık, bir kuyuya aktılar; Kararttılar cebimdeki kuş sulağı aynayı. Kırmızı gül giderayak sende kaldı tamahım. Bir şehlâ sabahla göçebe akşam arasında, Çoğalttı azıdişlerini durmadan zaman. Bense düştüm peşine cevapsız soruların, Alnımdan başlayıp yüzümü acıyla buruşturan; Sevdayla tenin sallanan yırtık ufkunda. Kırmızı gül giderayak sende kaldı muradım.
Reklam