Quintessentia

Quintessentia
@Dedalus_
Özüne yaklaştıkça manzara değil, uçurum büyür. Modifiye edilmiş benliğinden memnunsan, dön geri; sana göre değil burası... #306148980
İnsan doğası, herhangi bir bahçe ya da bir deniz kıyısı, bir golf sahası kadar yoğun biçimde peyzajlanmış, yeniden yeşillendirilmiş, otları ayıklanmış, çitlenmiş, tohumlanmış, sulama kanallarıyla donatılmıştır. İnsanların kendileri, herhangi bir şeyi yetiştirmeye başlamamızdan çok daha öncesinden beri yetiştirilmeye tabidir. Kültürlerimiz bizleri bilinmez amaçlarla evcilleştirmiş, davranışımızın bazı yönlerini besleyip cesaretlendirmiş, aksine olabilecekleri elemeye çalışmıştır. Diyebiliriz ki tarım herhangi bir bitki ya da hayvanın evcilleştirilmesinden çok, insanın evcilleştirilmesini gerektirmiştir.
Reklam
Modern akıl, tarıma geçişi insanlığın büyük bir sıçraması ve kurtuluşu olarak pazarlarken, gerçek avcı-toplayıcılar doğanın kendilerine bedelsizce sunduğu bolluk karşısında tarımın getirdiği kölece çalışmayı mantıksız bulmuşlardır. "Bulduğun yerde ye" felsefesi, sadece yiyecek toplama stratejisi değil, aynı zamanda cinselliğin de anlık, mülkiyetsiz ve kuralsızca yaşandığı prehistorik yaşam tarzının özetidir. Tarım ise geleceği planlama, stoklama ve mülk edinme kaygısıyla hem toprağı hem de kadının rahmini çitle çeviren baskıcı bir zihniyetin başlangıcıdır.
Tanrı'nın inayetini kaybetme hikayesi, 'bulduğun-yerde-ye' avcı-toplayıcı hayatından, tarımcının zorlu hayatına travmatik geçişe anlatısal bir yapı sağlar. Çiftçiler ezelden beri, artık yasak olan meyveyi buldukları yerde elleriyle yiyen atalarının aksine böceklerle, kemirgenlerle, hava durumuyla ve gönülsüz toprakla uğraşarak ekmeklerini alın terleriyle kazanmak zorunda kalmışlardı. Toplayıcıların Avrupalılarla karşılaştıklarında tarım öğrenmeye gösterdikleri isteksizliğe şaşmamalı. Toplayıcılardan birinin dediği gibi: 'Dünyada bu kadar çok mongongo fıstığı var iken niçin ekelim ki?'
Cinselliğin haz dolu, kuralsız ve komünal yapısının "utanç ve günah" kaynağına dönüştürülmesi; tarım toplumunun mülkiyet, veraset ve iş gücü ihtiyacını güvenceye almak adına insan bedenini ehlileştirmek için uydurduğu sosyo-politik bir lanet mekanizması mıdır?

Quintessentia

@Dedalus_
·
Doğanın sunduğu bereketi bedelsizce paylaşan avcı-toplayıcı insan, tarıma geçişle birlikte "alın teriyle ekmek kazanma" meşakkatine ve mülkiyeti koruma stresine mahkum olmuştur. En dramatik kırılma ise cinsellik alanında yaşanmıştır: Önceleri suçluluktan muaf, sosyal bağ kurma ve haz odaklı olan hiperseksüel primat cinselliği; tarımın yükselişiyle birlikte utanç, günah, aşağılanma ve üreme odaklı bir denetim mekanizmasına dönüşmüştür. "İlk Günah" miti, aslında insanlığın avcı-toplayıcı özgürlüğünü devredip çiftçiliğin ve ataerkil cinsel mülkiyetin lanetli dünyasına adım atmasının kolektif suçluluk duygusuyla rasyonalize edilme çabasıdır.
Doğanın sunduğu bereketi bedelsizce paylaşan avcı-toplayıcı insan, tarıma geçişle birlikte "alın teriyle ekmek kazanma" meşakkatine ve mülkiyeti koruma stresine mahkum olmuştur. En dramatik kırılma ise cinsellik alanında yaşanmıştır: Önceleri suçluluktan muaf, sosyal bağ kurma ve haz odaklı olan hiperseksüel primat cinselliği; tarımın yükselişiyle birlikte utanç, günah, aşağılanma ve üreme odaklı bir denetim mekanizmasına dönüşmüştür. "İlk Günah" miti, aslında insanlığın avcı-toplayıcı özgürlüğünü devredip çiftçiliğin ve ataerkil cinsel mülkiyetin lanetli dünyasına adım atmasının kolektif suçluluk duygusuyla rasyonalize edilme çabasıdır.
Reklam