Ya kadın cinselliğini kontrol etme, kıskanma ve mülkleştirme takıntısı evrimsel doğamızın bir parçası değil de sadece tarım sonrası mülkiyet rejiminin ürettiği yapay bir patoloji ise...
Quintessentia
@Dedalus_
·
Bilim dünyası 1929'a kadar bonoboyu tanımadığı için tüm insan doğasını şempanze vahşeti ve erkek egemenliği üzerine kurmuştur. Oysa bonobo üzerinden kurulacak bir antropoloji, cinselliği, empatiyi ve işbirliğini temel alacaktı. [...] kadının cinselliğini kontrol etme ve mülkleştirme dürtüsü insanın "asli doğası" değil, bu tamamen tarım devrimiyle başlayan yapay sosyoekonomik koşullara (özel mülkiyet dünyasına) verilmiş geçici bir tepkidir sadece.
Bilim dünyası 1929'a kadar bonoboyu tanımadığı için tüm insan doğasını şempanze vahşeti ve erkek egemenliği üzerine kurmuştur. Oysa bonobo üzerinden kurulacak bir antropoloji, cinselliği, empatiyi ve işbirliğini temel alacaktı. [...] kadının cinselliğini kontrol etme ve mülkleştirme dürtüsü insanın "asli doğası" değil, bu tamamen tarım devrimiyle başlayan yapay sosyoekonomik koşullara (özel mülkiyet dünyasına) verilmiş geçici bir tepkidir sadece.
Bazen önce bonoboyu keşfetmiş, şempanzeyi hiç bilmemiş ya da çok sonraları öğrenmiş olsaydık ne olurdu diye merak ediyorum. İnsan evrimi hakkındaki tartışma şimdiki kadar şiddet, savaş, erkek egemenliği etrafında değil daha çok cinsellik, empati, ilgi ve işbirliği etrafında dönerdi. Ne kadar farklı bir entelektüel atmosferde yaşardık. Birçok teorisyen tarım sonrası dişi sadakati ile ilgili yakın geçmişe dair kaygılarını tarih öncesine yansıtarak, kendilerini çıkmaz bir sokağa sokmuşlardır. Modern insanın içgüdüsel gibi görünen kadın cinselliğini kontrol etme dürtüsü, insan doğasının asli bir özelliği değildir. Belirli tarihi sosyoekonomik koşullara tepkidir ki bu koşullar da türümüzün evrimleştiği koşullardan tamamen farklıdır.
Modern antropolojinin, insan cinsel anatomisiyle birebir örtüşen bonobo verilerini sadece "tek eşli evlilik modeline uymuyor" diye kuramsal olarak dışlaması; bilimin de ahlak bekçiliği yapan totaliter bir inanç sistemine dönüştüğünün kanıtıdır adeta.