Ben kendimi bir mağarada ömür boyu yaşamaya, acı veren ve " suçlu bir zevkle " mahkûm ettiğim için, onu sonsuza dek hatırlamaya ve ruhunda konuk olmaya mecbur olduğumu, hiç bilmiyordur...
Aşk gibi, sevişmek de senin için, derin, yoğun, mistik ve kutsal bir duyuş biçimiydi, tanrısaldı adeta. Sevişmek, senin için sevdiğinin ruhuna inmenin doyumsuz bir yoluydu. Gözyaşlarıyla sevişirdin; unutulmuş bir acıya dokunurcasına. Vücudunun o göz kamaştıran beyazlığı, hem derin bir acı verirdi, hem sonsuz bir bağışlama gücü olan merhamet duygusu uyandırırdı bende. Çok ama çok güzeldin.
Aykırı olmaya, iç dünyaya yapılan keşif yolculuklarına düşman bir kurumdu sana göre evlilik. Özel hayata yapılan bir saygısızlıktı. Geçmişte yaptıklarını hemen hiç kimseye anlatmazdın. Başından çok kısa bir evlilik geçtiğini duymuştum. Bunu sana hiç soramadım. Sadece bir keresinde "Evlilik insanın ruhuna kiracı almasıdır." dediğini iyi hatırlıyorum. Bir defasında da bir filmden şu diyalogu aktarmıştın bana: "Yalnız kalmak mı istiyorsun, evlen!"