Tarihe dersini vermen gerek
yoldan ayrılamazsın yediremezsin sokulmayı kendine
tabiatın apışaralarına
ne yıkılmış bir tapınağın suskunluğu
durdurabiliyor seni
ne gürültülü bir havra.
Oyle bir yol yürüdünüz ki ancak
dönüş yolunu yokederek gelebilirdiniz
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine.
Yağmur yalnız yağarken yağmurdur
sen yalnız senken sensin burada kalamazsın ve başa dönemezsin
gitmek zorundasın kovalanan bir Yahudi gibi
ama Yahudiler gibi kendinle kalamıyorsun herşey çok yetersiz senin için
herşey sana çok fazla
ayıklarsan ayık durabiliyorsun
aranı açıyorsun kendinle eşyayı araladıkça
uyanmanın bedeli serapları fedadır
uykuyu tadayım dersen kâbusa dalmak pahasına.
Boşuna mıydı yol boyunca benliğime musallat olan belâ?
Bir çevrim tamamlandı mı şimdi?
Yine mi döndüm başa?
Olmaz diyor yanımdan ayrılmayan vaşak kimse başa dönmemiştir, dönemez
hele sen geçtiğin o ormanlar
rüyalarındaki canavarlardan sonra
çok uzaksın o ilk fırlatıldığın zamana.
Aldanma bunlar tayfa değil
burada doğdu hepsi denize hiç açılmadılar denizi sen kadar bile tanıyan yoktur aralarında her biri uzak bir beldeden geldi
sanılsın istiyor yosmalar böylece saygın fahişeler arasına katışacaklar müptezel birer facire olsalar da.