"Savaşırız," diyorum, bu sözün ağzımdan nasıl çıktığına şaşarak. Yüzü umutla aydınlanıyor o an. " Savaşırız, " değil mi, " diyor ve boynuma sarılıyor heyecanla: " Bunu diyeceğini biliyordum... Biliyor musun, ben bu yüzüm yüzünden öylesine yoksul kaldım, öylesine itildim ki; yüzlerimiz için, yüzlerimizi bu insanlara kanıtlamak için, savaşırız, DEĞİL Mİ; bir daha söyle, ne olur! " diyor... " Savaşırız! " diyorum bir kez daha. Sonra uyuyoruz.
Yüzün sayesinde aşkı tanıdım, yüzün sayesinde kimsesiz kaldım. Yüzünü düşündükçe, bu şehir bir şarkının arkasında yaşıyordu kendi macerasını. Yüzünü düşündükçe, bu şehirdeki insanlar öyle masum, öyle iyi kalpliydi ki en kötülüleri bile acıma duygusu uyandırıyordu bende. Yüzünü düşündükçe, kaybolmak istiyordum doğduğum bu şehrin sokaklarında...
Ben kendimi bir mağarada ömür boyu yaşamaya, acı veren ve " suçlu bir zevkle " mahkûm ettiğim için, onu sonsuza dek hatırlamaya ve ruhunda konuk olmaya mecbur olduğumu, hiç bilmiyordur...