Aykırı olmaya, iç dünyaya yapılan keşif yolculuklarına düşman bir kurumdu sana göre evlilik. Özel hayata yapılan bir saygısızlıktı. Geçmişte yaptıklarını hemen hiç kimseye anlatmazdın. Başından çok kısa bir evlilik geçtiğini duymuştum. Bunu sana hiç soramadım. Sadece bir keresinde "Evlilik insanın ruhuna kiracı almasıdır." dediğini iyi hatırlıyorum. Bir defasında da bir filmden şu diyalogu aktarmıştın bana: "Yalnız kalmak mı istiyorsun, evlen!"
Ismarlama bir aşkın üvey evladıdır gönlün.
Sesini duymak için
Sözün annecesiyle yırtar bağrını,
Gecenin en kuytu karanlığında.
Asil sevdanın sahici titreyişi,
Uyanamamış sabahların göğsüne çataldır saplanan.
Kimi kimsesi yoktur bu sevdanın;
Ne kapısını çalan ne adını bilen birileri...
Bekçisi olduğun gözün
Ha düştü ha düşecek yaşında uçurum kirpiklerin.
Öylesi suskun, böylesi acınasıdır sesin;
Duyuldukça eksilen, söylendikçe kanayan.
Babası İsa, Meryem’se annesi,
Bu aşk bir mucize değil, mucizeden arta kalan yaradır; dilesin.
Ve her yetim biraz kendini bekler, bilesin.
Quintessentia
Ya kadın cinselliğini kontrol etme, kıskanma ve mülkleştirme takıntısı evrimsel doğamızın bir parçası değil de sadece tarım sonrası mülkiyet rejiminin ürettiği yapay bir patoloji ise...
Quintessentia
@Dedalus_
·
Bilim dünyası 1929'a kadar bonoboyu tanımadığı için tüm insan doğasını şempanze vahşeti ve erkek egemenliği üzerine kurmuştur. Oysa bonobo üzerinden kurulacak bir antropoloji, cinselliği, empatiyi ve işbirliğini temel alacaktı. [...] kadının cinselliğini kontrol etme ve mülkleştirme dürtüsü insanın "asli doğası" değil, bu tamamen tarım devrimiyle başlayan yapay sosyoekonomik koşullara (özel mülkiyet dünyasına) verilmiş geçici bir tepkidir sadece.