Kesinlikle düşüncem bu kitabın gereksiz abartıldığı yönünde. Üstüne konuşacak çok şey var ve ben dikkatini toparlamakta zorlanan biriyim bu yüzden inceleme gözünüze dağınık gelirse kusuruma bakmayın. Ayrıca bu inceleme spoiler içerebilir.
Öncelikle kitabın arka kapağından ve konusundan dolayı büyük beklentiler içindeydim. İnsanın iradesiyle,düşünce özgürlüğünü eline alma mücadelesiyle,farklılıklarıyla yüzleşmesiyle ilgili çarpıcı bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm ama olmadı.
İlk olarak kitabın karakterleriyle baslamak istiyorum ki konuyu daha rahat anlatabileyim. Burada kendi görduğum eksikliklerden bahsedeceğim,karakter analizi yapmayacağım.
En derin görünen karakterin bile oldukça sığ bir şekilde yazıldığını düşünüyorum,hiçbir karakteri tam olarak anlayıp empati kurmak pek mümkün olmadı benim için. Ana karakterin sadece dış görünüşü yüzünden çektiği sıkıntılardan dolayı farklı düşünmeye baslaması falan zaten hepten saçmalık. Karakter kitapta kendi iradesi hakkında,insanlık hakkında hiç oturup doğru düzgün düşünmüyor,kadın erkek ilişkilerini doğru düzgün sorgulamıyor. Hepsini geçtim,sadece onlar için çalışan beta,gamalara bir bakıp "Ah ulan yalan dünya!" diye bir iç geçirse bile oldukça tutarlı olacak ama yok! Sadece cinsel yasamı ve dış görünüşü üzerinden böyle şeyleri düşünmesine ve inanılmaz tek taraflı bakış açısına rağmen çok enteresan farkındalıklar yaşıyo kitap boyunca.
Ayrıca hayatının en az yirmi yılını ayrı bölgede geçirmiş olan vahşinin annesi hanımefendi doğru düzgün hiçbir farkındalığa erişmemiş. Onca yıla rağmen Bernard'ın yarısı kadar bile geliştirmemiş kendini ama bizim ana karakterimiz sırf boyu kısa diye şıp açıverdi gözlerini.
Vahşinin hikayesi daha bir enteresan,tüm kitap tutarsız ve anlamsız karakter gelisimleriyle dolu-tabi karakter gelişimi