İki imgeyi birbirinden ayırmak imkansızdır artık: erkekte kadının,kadında erkeğin imgesi; erkekte akılda kaldığı kadar, kadında yatağa yaklaşan erkeği izlediği kadar.
Gerçekte hep iki zaman arasındayızdır: Gövdenin ve bilincin zamanı arasında. Bütün öbür kültürlerdeki ruh ve gövde arasındaki ayrım işte buradan kaynaklanır. Öncelik her zaman ruhundur ve yeri bir başka zamanın aktığı çizgidedir.
Tek gerçek doğum nihai doğum olmali, bizi sulu karanlıktan, sulu karanlık düşüncesinden azat edecek olan nihai doğum, ama öyle bir doğum hayal edilebilir mi? Düşünce nedir, nihayetinde, düş görmek nedir, yüzmek ve akmaktan başka, bir de hayat üfleyip canlandırdıkları imgelerden başka, nedir?
Daha önemliyi daha önemsizden ilkesel olarak ayırmıyordu, hiçbir şey farkındalığını azaltmıyordu, çünkü tam da tanıdık sandığı şeylerin içinde şekillenmişti felaket.