Erkekler değil ama kadınlar muhakkak topraktan çıktı. Toprak ana! Toprak ana! Her mahlukun dişisinde bir topraklık vardır. Biz erkek kısmı güneşin, havanın, suyun çocuklarıyız belki, ama kadınlar muhakkak topraktan.
Altınımız olmadığı için, toprağı sevdiğimiz, onu yediğimiz için dişlerimiz sağlam, dedi. İyi ki, altınımız olmadı. Onun yüzünden belki de ölürdük şimdiye kadar pis yağdan, kara ciğerden...
Böyle üçüncü sınıf meyhanelere gelen insanların önlerindeki yemekleri silip süpürmeyişleri bana seçmemiş erkekle, seçilmemiş kadının yüzlerindeki içinden çıkılamaz üzüntülü manayı ve hali hatırlatır.
ölüm bildirimine bir de, yoksullukla geçen bir ömrün simgesel mezar taşı yazısı diyebileceğimiz şu üç sözcüğü eklediler: "No tiene testamento" (Vasiyetnamesiz ölmüştür.)