Mahmut Usta İstanbulluların yüzyıllardır kuyulara attıkkları,sakladıkları şeyleri saymayı da çok severdi: Kılıçlar,kaşıklar,şişeler,gazoz kapakları,lambalar,bombalar,tüfekler,tabancalar,oyuncak bebekler,kafatasları,taraklar,nallar ve en akla hayale gelmez şeyleri bulmuştu eski kuyularda. Belli ki bunların bazıları susuz,kör kuyulara saklamak için atılıyor,sonra da yıllarca,yüzyıllarca unutuluyordu. Bu tuhaf değil miydi? İnsanın sevdiği,kıymetli bir şeyi kuyuda bırakıp sonra da unutması acaba neyin işaretiydi?
Monte Kristo Kontu, Dumas' ın en iyi kitabı bence. Kitap haksız yere arkadaşlarının ihaneti sonucu hapise giren Edmond Dantes' in intikam hikayesi. Edmond Dantes beni Raskalnikov' dan sonra en çok etkileyen kitap karakteri.Düşmanlarının evine dost olarak girip tek lokmalarını yiyip içmemesi çok etkileyici.Zekasına,sabrına,azmine, mücadele etmekten hiç vazgeçmeyen güçlü karakterine hayran kalıyorsunuz. Bu kitap sayesinde limon suyuyla yazılan yazının sadece ateş ışığında görülebileceğini öğrendim. Herkese tavsiye ederim
Monte Cristo KontuAlexandre Dumas · İthaki Yayınları · 201037,2bin okunma
Bir ilişkiyi sürdürebilmek için öfkemizi tutup kendimizi ifade etmekten kaçındığımız zamanlar az mıdır? Peki ya canı istediğinde öfkesini salıveren insanlar? Kimilerinin bu davranışı yanına kâr kalır, bir bedel ödemez, kimileri de öfkesini kontrol altında tutmayı öğrenip acı çeker. Bazıları ise öfkeyi ifade etmenin sağlıklı bir yolunu bulur.