-spoiler içerir-
Okuduğum ilk bilimkurgu ve çok keyifli buldum. En sevdiğim bölümler: Mantık, Yalancı, Kaçış
Sonunda görüyoruz ki insan tekniği geliştirerek ya da her şeyi araçsallaştırarak, kaynak haline getirerek aslında zamanla en çok da kendi varlığı hakkında inisiyatifini kaybediyor. Son bölümde gördüğümüz gibi artık robotlar insanların geleceğinde ihtiyaç duyulacakları için kendi şu an ki varlıklarını korumayı seçiyorlar. Ve bu seçim bir özgür irade değil, zorunluluk.
İnsan aklı ile tasarımlanan ancak mükemmel matematik sayesinde neredeyse sonsuz seçim hakkına sahip bu robotlar insanın duygusallığa yenik düşerek kendi hakkında verebileceği kararlara karşın mekanik yaklaşma inisiyatifini ele alıyor. Bu da artık önemli olanın tek tek insanın varlığından öte insanlığın -bir sistem olarak- işleyip işleyemeyeceğini denetlemek üzerine.
Teknoloji ya da tekniğin kendisinin gelişimi bize, insanlara, özgürlük kazandırırken bir diğer yandan micro düzeyde bile fark edilebilir ölçüde karar mekanizmamızı yok etmiş durumda. “Ben, Robot” bana kalırsa iyi bir distopya örneği, en sevdiğim kısmı ise hikayeler insanlığa karşı güçlenip yok etmek isteyen anlamsız savaşçı robotlarla bitmiyor. Yine her zaman ki gibi insanın “kendi iyiliği üzerine” bir noktada karar verdiği eylemin sonucu artık insanlığın karar mekanizmasını adım adım yok ediyor. Güzel ve iyi işlenmiş bir kurgu. Keyifle okurken zekamızın zorlanabileceği her an bir robot gibi düşünmeye çalıştığımızı fark ettirdi bana. Öyle çok varyasyon var ki, bir noktadan sonra “yaratıcı” olan insanın zekası bu adımları takip etmekte zorlanıyor. Konuşamayan robotlardan insanlığı tür olarak korumak için inisiyatif alan robotlara dek tek tek gelişimi bize aynı zamanda bir şeyi de çağrıştırıyor: Koca bir insanlık tarihinin gelişimi!