Mektup, anı, günlük okumayı severim. Sanatçıların hayatlarının farklı yönlerini bilmek, eserlerini de daha iyi anlayabilmenin anahtarı olması yanında tarihin unutulmaya yüz tutmuş sayfalarında hayatın sürekliliğine karşın insanın geçiciliğini daha bir duyumsatır bana ve inanırım ki her insandan öğrenebileceğim bir şeyler vardır her zaman mutlaka.
Herbir can, yaşantı ve deneyimlerinden yola çıkarak Ataol Behramoğlu gibi " Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var " der ya hani işte Necatigil de yaşadıklarını anlatırken eşine ve çocuklarına yazdığı mektuplarda, yaşadıklarından öğrendiği şeyleri de dile getirmiş aynı zamanda.
Necatigil'e "evler şairi" denmemiş boşuna. Hayatı boyunca huzur ve mutluluğu evinde ve ailesinde bulmuş bir insanı daha iyi tanımlayabilecek bir sözcük yok aslında.
Hayatı hep çalışmakla geçmiş ve ömrünce sevgilerin yarınlara bırakılmaması gerektiğini anlatmış hem şiirlerinde hem de radyo oyunlarında.
" SEVGİLERDE
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi
kalbinizi dolduran duygular
“Anlatmak için çırpındığım gecelerde / Siz yoktunuz” diyor Özdemir Asaf, aklımda yanlış kalmamışsa. Ve seneler geçti ve yaz ayları geçti ve gençlik geçti. Ve kızgın sabahlarda, kızgın öğlelerde, ikindilerde, gece bazan saat dokuzlara kadar ter içinde tercümelerde geçti, bir şeyler umarak; birikecekti paralar... Ve seneler sonra rahata... kavuşulacaktı. Ellerde kalan? Hiç! Ve aptallıktır harcamamız kendimizi delicesine. Çünkü hiçbir şey birikemeyecektir elimizde?
E-kitap