A.

A.
Martin ama Edemeyen Que sera sera... Film Arşivim: simkl.com/7456051/movies/...
Gençtim, insanların daha iyi yaşamak, daha mutlu olmak, daha çok umut etmek adına biriktirdikleri kelimeler benim iç organlarımı kanatıyordu ve bu yoğun iç kanama aklımı, kalbimi, ruhumu, bütün varlığımı her geçen gün daha zayıf hale getiriyordu. Kimselere fark ettirmeden ölüyordum. Okuduğum kitaplar, dinlediğim şarkılar, fark ettirmeden yüzüne baktığım kadınlar, işe giderken bir poşetin içinde sardığım ekmek arası öğle yemeği, mahalle camisinden yükselen sabah ezanı, annemin su sesine benzer tespih şıkırtısı hayatta kalmama yetmiyordu. Karanlıkta yürürken ayağım kaymış ve bir boşluğun içinde yuvarlanmaya başlamışım gibi. Kalbim mezarım olmuştu. Kafamı uyuşturmaya başladım. Kendimle aramdaki mesafe gitgide artmaya başladı. Bir süre sonra tam ortadan ikiye bölündü hayatım. Bir yanım diğer insanları oyalarken, diğer yanım yavaş yavaş ölüyordu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çok yakışıklı bir adam değildi Mehmet Ali; düzenli bir işi ve maaşı, sıradan bir hayatı vardı, dünya güzeli bir kadını sevdi, ona masallar anlattı, geniş bir hayal dünyası ve pek çok şeyi önceden hisseden temiz bir kalbi vardı, hiçbir karşılık beklemeden o güzel kadına kalbini verdi. Ve genç öldü.
Bir gün Mehmet Ali, Lale'ye masal gibi bir başka cümle söyledi: "Seni seviyorum Lale." Dünyanın en kısa ve en güzel masalını fısıldadı derin bir mahcubiyet içinde. Karşılığında birazcık daha kısa fakat çok ama çok daha güzel bir masal duymayı bekliyordu: "Ben de seni." Olmadı. Söylemedi Lale. Ne o gün, ne de ondan sonraki günlerde "ben de seni seviyorum," demedi.
Mehmet Ali bir şey sordu, kız cevap verdi, adını söyledi, kız da adını söyledi, birbirlerine belli belirsiz gülümsediler, kız masasına döndü, Mehmet Ali orada kaldı. Mehmet Ali hayatı boyunca orada kaldı; kızın kaşlarında, çok güzeldi, gözlerinde, çok güzeldi, burnunda, çok güzeldi, elmacık kemiklerinde, çenesinde, boynunda kaldı. İsmini söyleyişinde kaldı kızın. Belki bütün bunlardan daha fazla, ancak Lale'nin yüzünün güzelliğinde takılıp kalmayanların fark edebileceği hüznünde kaldı Mehmet Ali. İnsanlar Lale'nin güzelliğinde kalakalıyorlardı ama babası yeni ölmüş kadınlara özgü, bir türlü geçmek bilmeyen, geçmek bir yana, bir nebze olsun azalmak bilmeyen hüznünü fark etmiyorlardı.
Herkes bilir, her cüret bir hesap taşır sahibine.