Tek başına ağlayan kadınlar. Dünyanın kırık kalbi. Dünyanın dip boyası gelmiş saçları. Dünyanın rutubetli duvarları. Sadece nakaratını hatırladığımız o eski şarkılar.
Kişiyi tehlikeli yapan gücü değil cüretidir; çünkü yapmaya gücünün yeteceği değil, yanına kâr kalacağını düşündükleri şeyleri yapmaya cesaret eder insan. Yaptıklarıyla yüzleşmekten kaçanlar da tam olarak bu yüzden en tehlikelileridir.
"Sen ölüyorsun," dedi bir gün Gümüşsuyu'nda, Cennet Bahçesi'nde otururken. İrkildim. Sırrını yitirmiş bir derviş gibi içim titredi. O gün uzaklaştım Sevil'den. O cümleyi kurduğu gün. Bir daha da görmedim. Görmedim dediysem uzaktan haberlerini aldım. Seneler sonra cigaracı bir adamla evlenmiş, her Allah'ın günü dayak yemiş, sonra da ayrılmış. Bu kadarını duydum.
Beni yabancısı olduğum bir dünyaya çağıracaktı, biliyorum. Ölmeme mani olmanın yollarını arayacaktı. Kendince. Bu kadar dert etmesine kıyamadım. Uzaklaştım. Ya da kaçtım. Gittim işte.