Ülkenin hangi yanına dokunsak altından ağlayacak bir yara çıkıyor, farkında mısın? Hangi fotoğrafa baksak içimizi sızlatan bir yüz var. Umran'ın fotoğrafını gördün değil mi? İlginç olan nedir biliyor musun? Bakıyoruz ve ölmüyoruz. O fotoğraflara bakıyoruz, Umran'a, Aylan'a, Ceylan'a, Yasin'e bakıyoruz ve hayatta kalmayı başarıyoruz. Yaşamak hırsı, hayata karşı duyduğumuz o sınırsız şehvet, kredi kartlarımız, ev taksitlerimiz, büyük ekran televizyonlar, indirimli alışveriş günleri, erken rezervasyonlar, özlü sözler, ömrümüzce biriktirdiğimiz para puanlar ve uçuş milleri, feysbuk hesaplarımız, vatsap gruplarımız, telefona yüklediğimiz oyunlar ölmemize mani oluyor.
O kadın bir estetik cerrah. Bu çevrede çok ünlü ve çok bilinen bir kadın. Buna bir hasta getirmişler. Trafik kazasında yüzü parçalanmış bir adam. Kadın adamı tedavi etmeye başlamış. Bir sürü ameliyat gerekmiş adamın yüzünün düzelmesi için. Kadın aylarca, yıllarca uğraşmış adamının yüzünün düzelmesi için. Saatler süren ameliyatlar yapmış. Adamın ilk geldiğinde paramparça ve tanınmaz olan yüzü bir süre sonra gayet iyi duruma gelmiş. Fakat şöyle bir sorun varmış; adamın yüzü eski haline pek benzemiyormuş. Adam bu durumdan bir parça şikayetçi olsa da kazadan sonraki halini düşününce epeyce şükretmiş ve kadına müteşekkir olmuş. Büyük bir şükran duygusu, derin bir borçluluk hissi taşıyormuş kadına karşı. Kimse bir insanla bu kadar uğraşmaz, bu aslında mucize diyordu çevredekiler. Adam da gerçekten bundan dolayı
mutlu oluyordu ve kendince güzel hediyelerle kadını ziyaret ediyordu. Fakat bir gün adam kadının ofisinde tesadüfen bir fotoğraf görmüş. Cerrah kadının ölen kocasıyla yan yana çektirdikleri bir fotoğraf. Adam fotoğrafı görünce şoka girmiş. Küçük dilini yutuyormuş neredeyse. Fotoğraf elinden düşmüş ve bir süre öylece kalakalmış. Fotoğraftaki adamın yüzü neredeyse şu anki kendi yüzüne benziyormuş. Meğerse kadın onca estetik ameliyatı adamı kendi ölmüş kocasına benzetmek için yapmış. O kadar özlüyormuş ki kocasını, benzer bir yüz yaratmış.
Tek başına ağlayan kadınları daha ne kadar kaldıracak bu yorgun, bu yaşlı, bu bütün kötülüklerden beli eğilmiş, bu dizleri üzerine çökmüş, bu hor ve kaba kullanılmış dilsiz dünya?
“Bu dünyada üç çeşit adam vardır:
Uğruna yaşayacak birşeyi olanlar,
Uğruna ölecek birşeyi olanlar,
ve uğruna öldürecek birşeyi olanlar.”
~~
“There are three types of men in this world:
Those who have something to live for,
Those who have something to die for,
and those who have something to kill for.”
John Wick: Chapter 4